bursa escort bayan beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort bayan marmaris escort bayan kayseri escort bayan samsun escort mersin escort bursa escort kocaeli escort atasehir escort bayan gaziantep bayan escort izmir escort bayan sisli escort escort bayan BELKİ HAYAT MÜCİZENİN SESLENDİĞİ YERDİR
18 Aralık 2018 Salı

BELKİ HAYAT MÜCİZENİN SESLENDİĞİ YERDİR

09 Haziran 2018, 11:59
BELKİ HAYAT MÜCİZENİN SESLENDİĞİ YERDİR
GÜNER DİNÇASLAN
 Aslında tarih vererek yazıya başlamayı sevmem ama hatıramı canlı tutması adına, tarih vereceğim. Yıl 1983 falan ( yine emin olamadım) Sıcak ve güneşin henüz yeryüzünü terk etmediği, buram buram sıcaklığın insanın yüzünü yalayıp geçtiği bir Eylül günüydü. Hafta ortasıydı muhtemelen, öyle kalmış hafızamda. 
Kırmızı renkli minibüs gürültüyle durdu dört yol ortasında, “Bizi en uygun yerde indir, buraları bilmiyoruz” diyen iki çifte, şoför çenesiyle işaret etti;
 -Aha şu tarafa gideceksiniz, şehir merkezi orada. 
Şehir merkezini mi arıyoruz ki, diye birbirlerine baktı arabadan apar topar inen çift. Sağa sola bakındılar ilkin, burayı tanıma, nereye gideceklerini kestirmek adına. Şaşkındılar. İki büyük valizleri vardı. Aralarında pay etmişlerdi, büyükçe olanı adam taşıyordu, daha küçük olanı kadın. Sonra bir gölge belirdi yanlarında dedi ki; 
-Sizi bekliyorum sabahtan beri. 
Kadın adamının yüzüne baktı, “ Neden beklediniz ki? “ sorusuyla. 
Kocasına baktı muhtemelen senin tanıdığındır diyerek ve iç sesi devreye girdi;  kocasını kast ederek;“ Burada da mı birini tanıyorsun be adam!
 Adam başını salladı karısının iç sesini duymuşçasına; “ Vallahi tanımıyorum bu geleni” 
 Gölge adam kadının taşıdığı valize talip oldu, kulpunu kavradı, kadınla bir çekişme yaşadılar küçük çaplı. 
-Bırak valizimi, diye bildi kadın, diğer adam;
- Hayır, bırakmayacağım sizi bunca saattir bekledim, korkmayın güvenin, dedi. Kadının kocası devreye girdi.
- Karımın valizini bırakın, neden güvenecekmişiz sizi tanımıyoruz,  dedi, ama gölge adam valizi bir çırpıda kadının elinden almış ve yürümeye başlamıştı bile. 
-Arkamdan gelin, size yardımcı olacağım, işlerinizi hallederiz. Ben öğretmenim diye de ekledi, 
-Ahan okulum şuracıkta, evimde buraya çok yakın, haydi acele edin, bugün Cuma, önce cumaya gideriz, sonra işleriniz hallederiz. 
Adam ve kadın büyülenmişler gibi valizlerini taşıyan adamın arkasından çaresiz yürüdüler. Çünkü valizlerini adam götürüyordu. 
Dar ve gölgeli sokak kıvrımlarında yürürlerken, adam yöresel bir dil kullanıyordu, yanındakileri soranlara cevaplarını öyle veriyordu. İki yabancı ilgi uyandırmıştı. Memleketin bu ücra yerinde ne işleri vardı ki!
 Yüksek duvarlı bir avlunun önünde durdular ve içeriye itildi adeta kadın; 
- Sen burada bizi bekle, bizi cumaya gidip geleceğiz. 
Gölge adam yine kimseye konuşma fırsatı vermeden olaya müdahale etmişti. Kontrol ondaydı. Hiç itiraz edemediler, anlamsızca, büyülü bir şekilde itaatkârdılar bu adam karşı. 
Kadın, avlu içinde ki eve buyur edildi. Konuşmasının bir tek kelimesini anlamadığı bir kadın işaret ederek onu içeriye aldı. Kadın sevecen bakıyordu bir tek onu anladı. El işaretiyle bir odayı gösterdi. 
Odanın eşiğinden adım attığın an da kadın, yüzünü bir serinlik yalayıp geçti. Normal şartlarda bir evin sığacağı kadar büyük bir odaya girdi, bir uçtan bir ucu metrelerce mesafedeydi. Uzak bir köşede, bembeyaz örtülü, çiçekli kanaviçe işlemeli yastıklarla bezeli sedire ilişti. Yerde kilim vardı, rengârenk. Duvarların kireç badanalıydı, güzel bir koku veriyordu, temiz, mis gibi belli ki yeni badanalamışlardı. Temizliğin kokusunu içine çekti bir süre bekledi. 
Tavana baktı, kubbeli bir tavan, şimdiye kadar hiç görmediği için yadırgadı. Bir süre seyretti. Cami kubbesine benzetti ve metrelerce zincirin ucunda bir lama vardı, gözüyle ölçmeye çalıştı, “Yirmi metre var sanırım bir zincir” diye düşündü. Gereksiz bir detaya bu kadar takılmasını anlamadı. Odanın köşesinde bir beşik vardı. bir bebek mışl mışıl uyuyordu. Ona gülümsedi, kadına el işaretiyle ne kadarlık diye sordu, parmak işaretiyle bir aylık olduğunu öğrendi, tazecikti. 
Evin kadını kapı yanına diz çökerek oturmuştu, iri zeytin karası gözlerinden başka bir yeri görünmüyordu öyle kapalıydı. Utangaç bakıyordu. Kucağında sevimli bir çocuğu daha vardı. Yine el işaretiyle adını sordu çocuğum “Fatıma” dedi. Fatıma kıvırcık saçlı, kara gözleri annesini andıran şirin bir çocuktu. Odanın detaylarıyla öyle ilgiliydi ki, kadının girip çıkmasını ve yemek hazırlığında olduğunu fark etmiyordu. 
Odanın içinde bir çıtırtı vardı, anlam vermeye çalıştı. Tekrar tavana baktı durup dururken. Upuzun zincirin kısaldığını fark etti, buna da anlam veremedi. İç sesi dedi ki; “Biraz önce yanlış görmüş olmalıyım, bu zincir o kadar da uzun değilmiş, on metre var yok.”
 Yeniden odanın detaylarına daldı, kadın yine girip çıkmalarına devam etti. Bir ara kapının hemen yanına yeniden oturdu. Göz göze geldiler. Tebessüm ettiler birbirlerine. Odanın içinde ki çıtırtılar sesi değiştirerek devam etmeye başladı. Kadın yine tavana baktı, bu sefer iç sesi yine devreye girdi, dedi ki “ Bu kadar yanılmış olamam, bu zincir gittikçe kısalıyor” sebebi ne olabilir ki.  Evin kadınına el işaretiyle gösterdi, zinciri anlatmaya çalıştı, boş gözlerle kara kara baktı. Hiçbir şey anlamadı, anlatamadı. Ses yükselmeye, uğultuya dönüşmeye başladığında yukarıdan aşağıya sarkan zincirin boyu beş metreye kadar inmişti, normal olmayan bir şey vardı. 
Tüyleri ürperten ses, uğultudan çıkıp gümbürtüye dönüştü. Kadın; sedirin üzerinden öyle bir fırladı ki, kapının yanındaki, kadın ve kucağında çocuğu eliyle hızlıca itip dışarıya attı. Bunların hepsini bir refleksle yapıyordu düşünmeden.
Tavan çöküyordu, kubbenin sıvası üzerlerine geliyordu. Kadın olanları anlamıştı, kendilerini dışarı atmışlardı ama ya içeride en köşede uyuyan bir aylık bebek ne olacaktı? 
Anne kendini yerlere atıyordu feryat figan, tepiniyordu ama bir adım atamıyordu içeriye. Diğer kadın bir hamle daha yaptı içeriye fırladı, bir kartal pençesi gibi bebeğin kundağını göğsünden kavradı, kapıya koştu yeniden. Kundak kucağında kapıdan adımı atar atmaz, büyük gürültüyle tavan çöktü.  Her yer toz duman.
Kadının feryadına bütün sokak yığılmıştı,  tam bu esna da, iki adam cumadan gelmişler, avludan içeriye girmişlerdi. Anne çocuklarını bağrına bastırmış kendi diliyle “ Hızır Hızır” diye beriki kadının ayaklarına kapanıyor, ellerini öpüyordu. Diğer kadın kireç badanalı duvara yaslanıp derin derin nefes aldı, kımıldayamıyordu. 
Herkes şaşkındı. Gölge adam ağlıyordu, neden ağladığını ortalık biraz yatıştıktan sonra anlatabildi. Gece garip bir rüya görmüş, rüyasında “İki yabancı gelecek onlara yardım et” denmişti, rüyasının etkisinde öyle kalmıştı ki, sabah, gelecek iki yabancıyı beklemek için dört yol kavşağına gitmiş, saatlerce gelecek olanları beklemişti. Sonuçta o iki yabancı gelmiş ve bu yaşananlara vesile olmuştu. Bunun izahı yapılamazdı ama tamı tamına her şey böyle olmuştu. 
Hayatta yaşanılan bazı şeylerin izahı yapılamaz, açıklaması da olmaz. Sadece seyredilir, bir şeyler hissedersin ama mana vermeye korkarsın.
 Bu iki yabancı öğretmendi. Köy okuluna tayinleri çıkmış, memleketin bu ücra köşesine yeni filizlerin yeşermesine yardım etmek için gelmişleri. 
Öğretmen olan ev sahipleri, onları kendi elleriyle köylerine götürdü, yerleştirdi, her türlü ihtiyaçlarını karşıladı. 
“Benim bu dünyada kardeşlerimsiniz, benim çocuklarımı kurtardınız, bu bir işarettir” demişti. Gerçekten bir işaretti, hayatın bazen mucize penceresinden seslendiğine dair. 
İşte öyle efendim, esen kalın. 
GÜNER DİNÇASLAN

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    EN ÇOK OKUNANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV