KIRILAN BİR HAYATTAN YENİ BİR YAŞAM FIŞKIRIR
17 Ağustos 2018 Cuma

KIRILAN BİR HAYATTAN YENİ BİR YAŞAM FIŞKIRIR

17 Şubat 2018, 05:24
KIRILAN BİR HAYATTAN YENİ BİR YAŞAM FIŞKIRIR
GÜNER DİNÇASLAN
Dünyada mekân ahrette iman özdeyişi, canlılar için barınma ihtiyacının ne kadar önemli olduğunu vurgulamak için değerli bir sözdür. Yuvayı dişi kuş yapar denilerek aile olmanın kutsallığı kutsanmış olur. Kısaca toplum öğretileri karşınıza zincirin halkaları gibi birbirine ulalı tek düze bir hayatı dayatır. Doğru olduğuna da öyle inandırır ki, bunun dışına çıkmış olanlara ya suçlu veya kusurlu gözüyle bakılır. 
Oysa böyle bir hayatı tercih edenler veya hayat düzenleri kendi istekleri dışında bozulanlar, toplumun değer yargılarını ters yüz edercesine daha dinamik, daha farkında olarak yaşarlar. Hayata karşı farkındalıkları oluşmuştur, dolayısı ile bakış açıları değişmiştir. Zannedildiği gibi zincirin birkaç halkasının kopması dünyanın sonu olamayacağını kavramışlardır. 
Hayatın senin bitti dediğin yerde başladığını, hayat bitti demeden hiçbir şeyi bitiremeyeceğini yaşayarak öğrenmişlerdir. Evsiz mekânsız olmanın dünyada ki karşılığı fakir olmakla karşılık bulmazken, bizim kültürümüz de fakir ve çaresiz insanların durumu olarak algılanmaktadır. Bu bir kültür bakış açısıdır. Unutmayalım ki birçok ünlü yazar ve düşünür sanatçı sokaklarda yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Bunlara verilecek örnekler bir hayli kabarıktır. Hayranlıkla izlediğimiz birçok sanatçı sokaklarda hayatlarını sürdürmüşlerdir. Bunların en başında romanlarını hayranlıkla okuduğumuz Tolstoy’dur. Servetini bağışladıktan sonra, evinden ayrılır sokaklarda yaşamaya başlar ve küçük bir tren istasyonunda hayata gözlerini yumar, evsiz olarak Ve ünlü oyuncu Jim Carrey- Slyvester Stalone- Kur Cobin- Van Dame –Charlie Çhaplin- Hale  Barry- Jennifer Lopez bunlara verilecek en güzel örneklerdir. Kendi yaşam felsefelerini oluşturup, bunu yaşamak veya hayatın sıkıntılarından kaçıp, sıyrılıp, sokakta yaşamaya karar verenlerden en uç örnekleridir.
 Peki, bizim memleketinizde buna örnekler verebilir miyiz? Vere bileceğimiz örnek sayısı çok azdır. Böyle bir yaşamları var olanlar bile bunu gizlemekte, göz önünde tutmamaktadırlar. Bu bir kültür anlayış meselesidir. 
Oysa hayatlarını sokakta geçiren, evsiz olarak nitelendirdiğimiz insanların varlığı sanıldığından daha fazladır. Böyle bir yaşamı olanların büyük bir çoğunluğu kendi tercihlerinin dışında hayat mücadelesinin içinde zorlanmış, varlıklarını kaybetmiş kişiler olarak gözlenmektedir. Akıl sağlığı, depresyon ve benzeri gibi şeylerden dolayı sokakta yaşamayı tercih edenlerde bulunmaktadır. 
Sokakta yaşamayı tercih eden bizden birini sizlere tanıtmak isterim. İsmi Serdal Erdek’tir. Hayatın bütün basamaklarında yer almış, yaşanması gereken birçoğumuzun macera diyebileceği şeyleri yaşamış olan Serdal Erdek, kendi tercihiyle olmasa bile hayatın getirdiği sıkıntılar yüzünden sokakta yaşamaya başlamıştır.
  Onunla tanışmaya gittiğimiz de, doğrusu şöyle bir insan hayal ediyorduk. Bitkin, yılmış, asık suratlı, melankolik, hayata karşı hırslı ve sorunlarını başkalarına fatura ederek dertlenen biridir, diye düşünmüştük. Bu düşüncemizin tam tersi olarak; gayet güler yüzlü, pozitif, davranışları İstanbul beyefendisi tabir edilen nezakette ve hayata olumlu bakan, hayatın bu yönünü de gördüğü için halinden memnun biriyle karşılaştık.
 Hayatı marjinal denmese de, uç noktalarda geçmiş, bunları kendi tercihi olduğunu altını çizerek söylemiştir. “Çakal” tabir edilen Venezuelalı eylemci Ramirez Sanches Daha sık kullanılan lakabıyla “ Çakal Carlos” la yolları kesişip arkadaş olacak kadar ve dünyanın birçok yerinde devlet adamlarıyla dostluk kurabilecek kadar hayatını renklendirmiştir. 
49 ülke gezip 7 bin kitap okuyan, 5 yabancı dil bilen biriyle sohbet elbette ki bir güne sığmazdı. Bir köşe yazısına da sığmayacağı kesin. Serdal bey, Uzak doğu felsefesine hakim bir yaşam sürdürmeyi yeğlemiş, bunun öğretilerini gittiği ülkelerde ders olarak vermiştir. Birçok meslek dalında başarılı olmuştur. Otel yöneticiliği bunlardan bir tanesidir. İş adamı olmuş, sanayi ve ekonomi ile ilgilenmiş, bunlarda da başarılar elde etmiştir. Girdiği bunalımlar sonucu alkol problemi ve kazancını elinden alan kumarla tanıştıktan sonra maddi manevi kayıplar yaşamış, bunun getirisi olarak da ağır bir depresyon yaşamıştır. 
Bütün olumsuz şeyleri geride bıraktığına inancı öyle sağlam ki, yerinden yeniden doğrulup eski günlerinden daha faal işler yapacağına inanmaktadır. Çevresinde ki insanlara bu anlamda umut ışığı, tutunacak dal olmaktadır. Bu anlamda, sokakta kalmış, çaresiz, yaşam uçurumunun ucuna gelmiş insanlara umut olmak gayesiyle bir dernek çalışması içine girmiştir. Derneğin ismi büyük ihtimalle “ Buzda yürüyenler” olacaktır. Bu ismin bile felsefesinde birçok şey gizlidir. Buz üstünde yürümeye çalışanlara yardım etmek ki; hayatında herkes mutlaka buz üstünde bir kere yürümüştür. Heyecanla anlattığından anladığımız kadarıyla, bu dernek kimseyi sorgulamadan yardım edecektir, önyargı ve toplumun baskıcı değer yargılarının sarstığı hayatlara destek vermeyi amaçlamaktadır.
Kendisi hakkında pek konuşmayı sevmeyen Erdek; Ankaralı zengin bir ailenin çocuğu olduğunu söylerken mahcupluğu belli oluyordu. Daha sonra; Erdek annesiyle birlikte çocuk yaşlarda Almanya'ya taşınmış. Burada kung fu ile tanışan ve Çin felsefesine merak salan Erdek daha sonra İsviçre'ye yerleşti ve evlendi. İsviçreli bir ailenin desteğiyle otelcilik okuluna giden Erdek çeşitli üniversitelerde eğitmenlik ve otel yöneticiliği pozisyonlarında çalıştı. Alkolü bırakmasının ardından depresyona düştüğünü söyleyen Erdek şöyle devam etti;
 "Depresyon her şeyimi elimden aldı. Kendimi nereye koyacağımı, nereden başlayacağımı bulamadım. İçkinin hayatımda kapladığı alanı gördüm. Birçok küçük çakıl taşı büyüklüğündeki sorunları ertelememe neden olmuş. Hayatımdaki tüm olumsuzlukları kendim yaptım. İçkiye o kadar kapı açmışım ki, etrafımdaki iyi niyetli, dostluğu için çaba sarf ettiğim herkes kaybolmuş. Çevremde kalanların tamamı alkolikti. İçkiden başka bir ortak noktamız yoktu. İnsan, 4-5 saat birileriyle oturup bir şey konuşamaz mı? Konuşamıyormuş. Herhangi bir birikim yapmadım. Kazandığımı kazandığım gibi harcadım. Birçok alışkanlığım vardı kumar oynadım. İyi bir maaşım vardı ama harcamalarım da ona paraleldi. 
İsviçre'de yaşadığı dönemde dokuz çocuğun manevi babalığını üstleniyor. Daha sonra Türkiye'ye dönüyor. 
"Dokuz çocuğumu nüfusuma geçiremedim ama onun dışında her türlü desteği maddi manevi yaptım. Onlar da bugün İtalya'da yaşıyorlar. İki yıl önce hastanede fizik tedavisi görürken kızlarımdan iki tanesi ziyaretime geldiler. Seni götürelim bizde tedavi olursun dediler. Bacağım kırılmasaydı yazın onların yanına gidip kışın Türkiye'de kalma planım vardı. Çocuklarım İtalya'da eski bir şatoyu satın almışlar. Almanya, Avusturya, İsviçre'den sabıka kayıtlı ama henüz hapse düşmemiş gençlere burada kurdukları okulda terapi yapıyorlar. Benim de niyetim onlara dahil olup orada felsefe dersleri vermekti. Ama maalesef bacağım kırılıp iyileşme sürecim uzayınca bütün planlarım mahvoldu. Plan falan kalmadı.”
Dilenmek yerine çalışarak hayatını yeniden kuracağını, bu nedenle çeşitli iş başvurularında bulunduğunu, haber beklediğini anlatırken geleceğe olan bitmez tükenmez azmini de vurguluyordu.
 Hayat bazen yaşamları bir yerinden, hatta bir kaç yerinden kırar, bunun felsefesini kavrayan insan mutlu bir hayat sürmeyi hak etmiş demektir. Kırılan her yerden hayat yeniden yeşerir, daha sağlam bir kaynak oluşturur. Kaybetmek kazanmak kadar keyif verdiğini, bunu hayatın bir akışı olduğunu anladığında ki Sayın Erdek bunu anlayanlardan biridir, hayata kaldığın ve yakaladığın yerden yeniden başlamak için neden olmaktadır.
 İnsanları bırakalım, yaşam felsefesine uygun yaşasınlar, düşünce kalkmayı başaracak kadar kendilerine güvensinler.  Umut dallarını kırmadan, küçük bir destek k; bu bazen bir tebessüm, bir merhaba olabilir, bunu esirgememek, buz üstünde yürümeyi başarmışlara selam sunmak lazımdır.
  Sokağın bu dev yürekli insanlarına selam olsun, yolun ve bahtın açık olsun, yapacağın her işlerinde başarılar dileriz. Yürekli adam Serdal Erdek.
Esen kalın efendim…
GÜNER DİNÇASLAN

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV