Mehtap Erol Ahmet Turgut Söyleşi
13 Kasım 2018 Salı

Mehtap Erol Ahmet Turgut Söyleşi

2.Kayseri Kitap Fuarı – Ahmet Turgut

16 Ekim 2018 Salı 22:05
Mehtap Erol  Ahmet Turgut Söyleşi
 Mehtap EROL

 Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlemiş olduğu kitap fuarına, hafta sonunu fırsat bilen kitapseverler, Dünya Ticaret Merkezi'ndeki fuarda kitapların yanı sıra ünlü yazarlarla da buluşma imkânı buldular. 2. Kayseri Kitap Fuarı; 130’dan fazla yayınevi ve 250’den fazla şair ve yazar, Kayserililer tarafından yoğun ilgi görüyor.

 2. Kayseri Kitap Fuarı’nda görmekten onur duyduğumuz kıymetli yazarımız Sayın Ahmet Turgut Bey, her zamanki büyüleyici söyleşisiyle sevenleriyle buluştu. Yazarımızın sevenleri, söyleşi sonrası kitaplarını Ahmet Bey’e imzalatarak kitaplarına değer katma fırsatı buldular. 

Ahmet Bey de Fuar hakkında şu sözleri söyledi: 

Ahmet Turgut: “Kayseri Kitap Fuarından davet geldiği zaman çok sevinmiştim, çünkü ilk yılki fuarın çok verimli olduğunu biliyordum. İkincisi olmasına rağmen birtakım aksaklıklar olacağını düşünmüştüm. Ama burada profesyonel bir çalışma var. Mevcut organizasyon, vatandaşın bu organizasyona sahip çıkışı bundan sonra çok daha iyi fuarlar olacağının göstergesi. Kayseri’yi bu şehrin vizyonuna yakışır fuarlar bekliyor.” 

Ahmet Turgut Kimdir? 

1975 yılında Malatya'da doğdu. 2005-2011 yılları arasında başta Kurtlar Vadisi ve Ekmek Teknesi olmak üzere birçok TV dizisinin ve K.V.-Irak, Gladio, K.V.-Filistin sinema filmlerinin senaryo ekibinde yer aldı. Türk ve dünya atçılığını konu edinen Asaletin Dört Nalı isimli belgesel serisinin yönetmenliğini ve metin yazarlığını yaptı. 2010 yılında ilk romanı Bozkırın Sırrı - Türk Peygamber yayınlandı. Aşkın Şehidi (2011), Aşkın Elçisi (2012) ve Aşkın Secdesi (2013) romanlarından oluşan Kerbelâ Serisi, Allah Aşkına, Hala Aklınızı Kullanmayacak mısınız, Muhammedi Şuur ve Ahlak, Kalbim Kudüs’te Kaldı ve Kelimelerin Kalbi, yurt içinde ve dışında yüz binlerce okura ulaştı. 

Kitap Fuarındaki söyleşiden kesitler; 

Hicri altmışıncı yılın Receb ayında (Mayıs/680) Emevi Sultanı Muaviye bin Ebu Süfyan yerine oğlu Yezid’i bırakarak öldü. Şaban ayının ilk günlerinde Medine’ye ulaşan saray ulakları Hz. İmam Hüseyin’den yeni sultana biat etmesini istediler. Bu dayatmalara boyun eğmeyen İmam, Medine’den ayrılarak Mekke’ye geçti. Buradaki üç aylık beklemenin nihayetinde 8 Zilhicce günü yârenleriyle birlikte Kufe şehrine doğru yola çıktı. Kendilerini karşılayan İlk Emevi birliği, kafilenin Kûfe’ye girmesine izin vermeyince güzergâhlarını değiştirdi. Menzili kendisince mâlum başka bir yöne ilerlemeye başladı. 02 Muharrem 61’de (Ekim/680) “Kerbelâ” denilen mevkiye ulaşınca burada kamp kuracaklarını bildirdi. 

Yeni birliklerle takviye edilen Yezid leşkeri kafile üzerindeki fiili ablukayı günbegün sertleştirdi. Kuşatmanın sekizinci gününe gelindiğinde kafile ahâlisinin yanı başlarındaki Fırat’tan su temin etmesine bile izin verilmiyordu. Kamptaki çocuklar ve bebekler dâhil olmak üzere son üç gün bir damla suya hasret bırakılan İmam Hüseyin ve yârenlerine karşı 10 Muharrem Cuma günü nihai katliam başlatıldı. 

Seyyide Zeyneb birkaç saat içerisinde yetmiş iki yakınının şahadetlerine tanık oldu. Son olarak ağabeyi İmam Hüseyin’ini de Hakk’a uğurladığında bir düzine kadın-çocuk ve o esnada hasta yatağında olan yeğeni Ali Seccâd (Hz. Zeyn’el-Abidin) ile baş başa kalmışlardı. 

Seyyide Zeynep’in oradaki tarihsel diyalogları, mücadeleleri bugün İslam dünyasının yana yakıla aradığı birçok tavrı özetliyor. Yezid, “Allah bize yardım etti ve kardeşlerini perişan ettim” demişti. Üstelik de böylesi hadsiz sözlerini şehitlerin kesik başlarını, onların yetimlerine-eşlerine göstererek yineliyordu. “Bak bunları nasıl bu hale getirdim, ben daha güçlüyüm Zeynep bunu kabul et!..” diyordu. 

Oysa Seyyide Zeynep, bir yandan dayatmalara direniyor, bir yandan da aziz ve vakur bir şekilde Rabbine teslimiyetini arz ediyordu. “Ey Yezid, ey zalim! Arkanda yüz binlerce asker var ama yalnızsın. Allah doğrularla birliktedir, davam hak ve ben daha güçlüyüm.” Evet!.. Seyyide Zeynep, düşmanının kötülüğünü anlatırken onun gücünü kutsamamıştı. “İster çocuklarımızla tehdit et, ister başka bir şeyle; sana boyun eğmeyeceğiz!..” diyordu. 

                                                                                                     

Bir hafta, on gün, yirmi gün boyunca o propaganda savaşları ve zulüm dayatmaları yaşandı. Ama Seyyide Zeyneb iman, aşk ve Rabbe tevekkülle sonuna değin direndi ve sonunda Şam titremeye başladı. Başkenti karışınca, Yezid, “Alın götürün bu kadını!..” demişti. Seyyide Zeynep, Yezid’in karşısında kükrerken, “Ey Zalim, sen bizim dünyamızı berbat ettin, biz de senin ahiretini berbat edeceğiz” diyerek hesap sorarken orada konuşan, seslenen, “Hz. Hüseyin’in bacısı” idi. Devamında gelen bir cümle var ki; o tam “Hz. Hasan’ın bacısına” ait. Ne demişti hain zalime? “Ben Kerbela’dan önce de, sonra da, Kerbela esnasında da Rabbimden güzellikten başka bir şey görmedim.” Zâlimden hesap soran, onun yakasına yapışıp ıslah için uğraşan Zeynebî dil ve gönül, Hz. Hüseyin’in bacısıdır. Sulhu anlatan, Rabbi ile olan barışını ikrar eden, Rabbinden razı olmayı geçelim, O’ndan (cc) güzellikten başka bir şey görmeyen dil ve gönül ise Hz. Hasan’ın bacısıdır. 

Ramazan’a “Şeker Bayramı” diyen idrak, Kurban Bayramını da “Kavurma Şenliği” zanneder. Bir ay sonra Muharrem ayına gelinir. Ramazan ve Kurban ile başlayan şuursuzluk zirve yapar bu kez. Kerbelâ nedeniyle ‘Muhammedî Hüzün Günlerini’ göremeyenler kâh “Muharrem hicrî yılbaşıdır” diyerek şenlenirler. Kâh “Nuh Tufanı bugün bitti” bahanesiyle coşku yaşarlar ve Aşura Günü yaşanan Muhammedî Tufanı ısrarla görmezden gelirler. Şuursuz kalplerden dillere vuran “Yaşasın!.. Aşure günleri başlıyor” nidaları yükselir. “Geçen seneki o incirli aşurenin tadı hâlâ damaklarımda” diyen sezonluk tatlı tadımcıları türer. Ramazan’dan beri reklam atağı yapamamış olan bakliyatçılar, kuru gıdacılar tek tek ekranlarda arzı endam ederler. Marketler alternatif lezzet şölenine hazırlık yapmaya başlar. Bahsedilen kısım, Muharrem’i anlayamayan veya anlamak istemeyenlerin halini özetliyor. Oysa Nebevî sevdadan ve vefadan nasiptar gönüller, Aşura Günü Muhammedî Hüzne iştirak ederler. Nihayetiyle hadis-i şeriflerle malumdur. Kerbelâ olayı kendisine haber verilince o gün yaşanacak şehadet için ilk gözyaşını Peygamber Efendimiz (sav) dökmüştü. 

Ariflerin dediği gibi aslolan yaşamak ve yaşatmaktır. Yaşamak için tanımak gerekir. Tanımanın bir yüzünde bilmek vardır, diğerindeyse sevmek… Kerbelâ’da neyin, ne uğruna yaşandığını bilmek, tanımak ve Hüseynî Şehadeti anlayabilmek ümidiyle… Allah Kitap’tan ve Kitap misal Hazreti İnsan’dan ayırmasın!..

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV

    kayseri escort bursa bayan kayseri escort bayan istanbul escort sakarya escort eskişehir escort canlı bahis siteleri kaçak bahis siteleri canlı bahis siteleri online bahis siteleri chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip live stream pro7 sat 1 hacklink  bursa escort bayan beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort bayan marmaris escort bayan kayseri escort bayan samsun escort mersin escort bursa escort kocaeli escort atasehir escort bayan gaziantep bayan escort izmir escort bayan sisli escort escort bayan