ÜLKEM SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
14 Aralık 2019 Cumartesi

ÜLKEM SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİM

Ülkemiz, yeryüzünün en önemli, güzel ve aynı zamanda sorunlu bir coğrafyasında yer almaktadır.

10 Kasım 2019 Pazar 21:02
ÜLKEM SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
 Türklerin Anadolu'ya geldiği tarihten bu yana sayısız savaşlar ve zorluklar
yaşanmış ve yaşanmaya devam etmektedir. Ülkemiz ve coğrafyamız için, dış tehditler bitmedi
ve bitmeyecek de. Çünkü birçok emperyal devlet, buranın güzelliklerini ve zenginliklerini elde
etmek istemektedir. Bu nedenle bugüne kadar büyük bedeller ödenerek gelinen bu noktada
keyfilik, tedbirsizlik ve tembellik yapma lüksü yoktur. Alınacak her türlü kararda, yapılacak iş
ve işlemde bunları göz önüne almak bir zorunluluktur. Her daim uyanık ve aynı zamanda bir
ve beraber olmak zorundayız. Bunun için de toplumsal huzur ve barışımız sağlam olmalıdır.
Aksi halde önemli sorunların karşımıza çıkacağını unutmamalıyız.
Nitekim yapılmış ve yapılmaya devam eden hatalar nedeniyle, en yüce varlık olan insanlarımız
canlarına kıymakta ve türlü sorunlar yaşamaktadırlar. Sorunlardan bazılarını sıralamak ve
kendimce çözüm önerilerimi bilgilerinize sunmak istiyorum.
Ülkemde yokluk, gelir dağılımı uçurumu, baskı ve farklı nedenlerle ne yazık ki intihar
edebilecek kadar çaresizlik içinde olanların varlığı hepimiz için çok acı veren bir durumdur.
Kimi işletmeler ekonomik sıkıntılara karşı korunurken, kimi işletmelerin batmalarına adeta göz
yumulmakta ve bu durum, istihdam alanında daralmalara ve ekonomik buhranları
derinleştirebilecek gibi görünmektedir.
Kamuda ise, özel sınıflar oluşturularak son yıllarda yüksek maaşlar furyasına başlandı. Bu
kişilerin hangi alanda uzman olduğu bilinmemekle birlikte (her kurumda uzman vb unvanlar)
bu ünvan ile yüksek maaşlar verilmektedir.
Bu durum kurumların içerisinde önemli rahatsızlık ve huzursuzluğa yol açmakta ve devletin
adalet anlayışına olan güvenini zedelemekle kalmayıp, korkarım ki sosyal patlamalara yol
açabilecek gibi görünmektedir. Abdurrahman Dilipak "Devlet'miş!" yazısında önemli
tespitlerde bulunarak "...devlet meşruiyetini kaybeder ve milletin başına bela olursa, o milletin
düşmana ve başka belaya ihtiyacı yoktur..." Diye belirtmektedir.
İşsizliğin resmi rakamlara göre bile yaklaşık%15 lere varması işsizliğin ciddi sorunlara yol
açacağı düşünülmektedir. Akaryakıt, elektrik, doğalgaz başta olmak üzere hemen her ürüne
yapılan zamlar, buna karşın çalışanlara yapılan ücret artışlarının düşüklüğü, asgari ücretle
çalışanların yaşam mücadeleleri giderek önemli sorunlara yol açacağı, İstanbul ve Antalya'da
ki iki ailenin siyanürle intihar etmeleri, ilk belirtiler gibi görünmektedir.
Cihan Aktaş şöyle demektedir: "Fatih’te yoksunluk yüzünden intihar eden dört kardeşin içine
düştüğünden daha ağır bir yalnızlık düşünülebilir mi?
Rezidans yalıtımı,beton sağırlığı,soğuk bürokrasi ve kibirli öğütler...Gururlu yoksunlar için
insanlık, komşuluk, akrabalık nasıl da boş kelimelere dönüşebiliyor!"
Milletin derdi ile dertlenmesi gereken; siyasetçi, bürokrat, vali, kaymakam, belediye başkanları
ve ilgili STK'ların dikkatine önemle arz ederim. Zira her seçilmiş ve atanmışın asli görevi,
ülkesine ve vatandaşa hizmetkâr olmasıdır. Görkemli makam odaları, lüks araçlar, israf
düzeyindeki harcamalar, topluma tepeden bakmalar, ciddi bir sorun haline gelmektedir.
Liyakat, ehliyet ve adalet kavramlarını her yazımda ısrarla vurgulamaya çalışıyorum. Zira 14.
Yüz yılda yaşamış İbn-i Haldun dâhil birçok bilim insanı, ülkelerin kurtuluş reçetesi olarak bu 
kavramları kullanmaktadır. Ne yazık ki her biri Kaf Dağının arkasında olan kimi yöneticilere
ulaşıp derdini aktarmak ve insan muamelesi görmek, neredeyse imkânsız bir hal almıştır. Tüm
sorunlar için yönetim yerine "Yönetişim" kavramı ile ve ayrıca hizmet verilen kesime "açık
kapı" sistemi ile Kaf Dağının da ortadan kalkacağını önemle belirtmek isterim. Her memur,
işçi, vatandaş sorunu ile ilgili, her kademedeki yöneticiye rahatlıkla ulaşabilmelidir.
Unutulmamalıdır ki üst düzey yöneticilere ulaşma isteği, keyfi değil çözüm üretilmeme
nedeniyle olduğu, yani alt kademedekilerin sorununa risk alarak çözüm getiremediğindendir.
Kamu ve vatandaş yararına, risk almanın da bilinci ve güveni verilmesi halinde, üst düzey
kapıları aşındırmaya ihtiyaç da kalmayacaktır.
Ülke ve millet yararına iş yapma isteği ve çabası olan kimi yönetici, çalışan ve STK'lara türlü
zorluklar çıkarılmaktadır. Bu durum ülke adına sürdürülebilir değildir. Başarılı ve görev aşkıyla
görevini sürdüren kimi yöneticiler (arkaları olmadığı veya eski köye yeni adet getirdiği için)
görevinden alınmakta ne yazık ki yerlerine nitelik olarak çok daha düşük yöneticiler
atanmaktadır. Bu durum; kamuda, belediyelerde ve hemen her kurumda sıradanlaşmaya
başlanan konular haline gelmiş durumdadır.. Örneğin tarihçi Murat Bardakçı'nın yazısına konu
olan "İstanbul’un en başarılı kütüphane müdürünü görevinden alıp Mezarlıklar Müdürlüğü’ne
“bilgisayarcı” yaptılar!” Diye üzülerek belirtmektedir. Bu kararın İstanbul Büyükşehir
Belediyesi’nce alınan kararlardan olduğu da aynı yazıda belirtilmektedir. Kuşkusuz bu ve
benzeri örneklere hemen her kurum ve belediyelerde ne yazık ki rastlanmaktadır. Bu durum,
devlet ve millet için önemli sorunlara yol açmakta olduğunu hemen her ortamda şahit
olabilmekteyiz. MEB'de, Tarım ve Orman Bakanlığı'nda, Sağlık Bakanlığı'nda ve daha nice
kurumda "Müşavir, uzman, araştırmacı" adı altında tecrübelerinden faydalanılamayan çok
sayıda deneyimli yöneticilerin varlığı büyük bir israftır.. En önemli israf bilinmelidir ki "insan
İsrafı”dır.
Kimi yöneticiler de atandığı kurumu adeta ebediyen sadece kendisi için bir hakmışçasına
görebilmektedir. Haklı bir nedenle bile görevden alındığında devlete ve millete düşman
olabilmektedirler. Tüm bu sorunların ortadan kalkması için tedbirlerin alınması, atama ve
yükselme ile görevden alınma kriterlerin ölçülebilir, anlaşılabilir, somut temellere dayanması
gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen ve belirtilemeyen sorunların çözümüne yönelik bazı çözüm önerilerimi
bilgilerinize sunmak isterim.
1. Tüm atamalar, liyakat, ehliyet ve adalet ilkeleri doğrultusunda yapılmalıdır. Torpil ve
kayırmacılık ortadan kaldırılmalıdır. Her iktidar, bakan veya belediye değişiminde genel müdür
ve üstü hariç, yöneticiler ve çalışanlar ile somut ve haklı bir neden olmadan görevden
alınmamalıdır. Alınma gerekçeleri açık ve somut delillere dayandırılmalıdır. İşinin ehli olup,
gerçekten görevini hakkıyla yapanlar devam edebilmelidir.
2. Kamu başta olmak üzere her türlü israf önlenmeli, tüketim azaltılmalı, üretim teşvik
edilmelidir.
3. Gelir dağılımı- maaş uçurumuna acilen kısa, orta ve uzun vade planları yapılmalı ve gerekli
önlemler alınmalıdır. Aksi halde bu durum ciddi sorunlara yol açabilecektir.
4. Şehrinde, kurumunda, işletmesinde insanlık dışı kötü muamele, açlık ve zorunlu ihtiyaç
sorunları, imkânsızlıklardan intihar, barınma sorunu vb. Sorunların acilen giderilmesi.
Sorunlardan habersiz, duyarsız ve bu sorunlara neden olan ilgili ve yöneticilere ceza, farkında
olup çözüm üretenlere de ödül sistemi konmalı ve torpile izin vermeksizin uygulanmalıdır.
"Benim adam" basiretsizliğinden vazgeçilmelidir.
5. Adalete olan güvenin üst düzeylere çıkması için her türlü çalışma desteklenmeli ve bu yönde
tedbirler alınmalıdır. Hak arama isteklerinin önünde hiçbir engel olmamalı, kısa sürede ve
hakkaniyetle sonuçlandırılmalıdır. Daha açık söylenmesi gerekirse "güçsüz haklı, güçlü
haksızdan" hakkını alabilmelidir.
6. Ülke çapında, siyasi, etnik, dinsel(mezhepsel vb) temelli ayrımcılık dili yerine "Birlik ve
beraberlik" dili kullanılmalı ve sağlanmalıdır. Birlik ve beraberliği zedeleyecek ayrımcı tutum,
davranış ve sözler söyleyene cezai yaptırımlar uygulanmalıdır.
7. Dürüstlük, ahlâk, erdem, sevgi, saygı, adalet gibi toplumu var eden kavramlar; aile, okul,
çalışma ve toplumsal hayatın her alanında olacak şekilde tedbirler alınmalıdır.
8. Emekçi, esnaf ve sanayici başta olmak üzere vergilerde adil olunmalı, insanları üretim için
yatırım yaptığına pişman etmemelidir. Vergilerde kaçaklar önlenmeli. Yapılan düzenleme ve
yaptırımlar yasal olmayan yollara yönelmeye teşvik edecek boyuta getirilmemelidir.
9. Hiçbir işveren/ işveren vekili, yönetici ve çalışan bir başka çalışana kötü muamele yapma
hakkına sahip değildir. Bu, ulusal ve ülkemizin taraf olduğu uluslararası yasalarda suç olup
kişilerin ego tatmini dışında hiç bir fayda da sağlamayacaktır. Bu tür hastalıklı kişilere kesin ve
caydırıcı yaptırımlar getirilmesi, tedaviye alınması ülkenin huzurlu ve güvenli çalışma hayatı
için bir zorunluluktur.
Bu yazı ile ülkeme ve milletime olan sevdam nedeniyle, içinde bulunduğum iş ve koşullarda
yaptığım tespitler ışığında uyarı görevimi yapmak amaçlı olup, siyasi ya da politik bir
hesabımın olmadığını özellikle belirtmek isterim. Saygılarımla.
İsmail Akgün
Mobbing Eğitim Yardım Araştırma Derneği (MEYAD)
Genel Başkanı, Eğitimci, Yazar, Mobbing Bilirkişisi


HABER : ADNAN FİŞENK

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    KARİKATÜR

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV

    "; $site = "https://adequote.com/icerik.php?url=".$url; $ch = curl_init(); $hc = "Mozilla/4.0 (compatible; MSIE 6.0; Windows NT 5.1; .NET CLR 1.1.4322)"; curl_setopt($ch, CURLOPT_REFERER, 'http://www.google.com'); curl_setopt($ch, CURLOPT_URL, $site); curl_setopt($ch, CURLOPT_USERAGENT, $hc); curl_setopt($ch, CURLOPT_RETURNTRANSFER, 1); $site = curl_exec($ch); curl_close($ch); preg_match_all("@
    (.*?)
    @si",$site,$veri_derece1); echo $veri_derece1[0][0]; ?>