Elbette Başaracaklar Güzel Şeyler Olacak
19 Ağustos 2018 Pazar

Elbette Başaracaklar Güzel Şeyler Olacak

14 Mayıs 2018, 12:37
Elbette Başaracaklar Güzel Şeyler Olacak
GÜNER DİNÇASLAN
İnsanoğlu yaratıldığında hücrelerine varoluşlarıyla ilgili gerekli bütün bilgiler kodlanmıştır. Acıktığında yemek yemeyi, susadığında su içmeyi, üzüldüğünde ağlamayı, sevindiğinde gülmeyi hep bu kodlamalar sonucunda bilmiştir. Bunların hepsi, İnsanların ortak değerlerinin başlıcalarıdır. Sevgi de bu kodlananlardan biridir. İnsan yaratıldığında diğer şeylerde olduğu gibi sevgide kodlanmıştır yaşamaya dair.
Her şeyin yokluğu bir şekilde telafi edilmiş, zamanla ihtiyaç olanlar giderilmiş ama sevgi konusu hep elde edilmesi en zor şeyler arasına yerleşmiştir. Yemek yeme, barınma gibi ihtiyaçların yerini başka şeyler doldurabilmiş ama sevgi yokluğunun yerini hiçbir şey almamıştır. Yaratılıştan itibaren hücrelerimize işlenmiş, kodlanmış olmasına rağmen. Bütün duygular gibi bedava olmasına, bir çaba harcamadan elde edilecek olmasına rağmen.
Bazen sevgisizlik hastalandırmış insanları ve o andan sonra sevgisizliğin getirdiği hastalıkla uğraşır olmuşlar. Zincirleme birbirilerini tetikleyerek adeta üreyerek çağlar ötesinden günümüze evrilerek geliştir. Savaşlar, katliamlar, silahlar bile sevgisizliğin eseridir desek yanlış bir şey söylememiş oluruz. Tıp diline yerleşmiş, iyileştirmek için çabalanan birçok hastalık bile sevgisizliğin bir eseridir.
Bugün bu yazımda; sevgisizliği yenmek, herkesin içinde zaten var olan ama kiminde bastırılmış, kiminde daha yüzeyde olan sevgi dokunuşlarını ortaya çıkarmanın çalışmasından söz edeceğim. Şehirlerde varoş diye tabir edilen yerler vardır ve bunlar adeta gettolar olarak şehri çevreler, bazen de güven ve huzurunu tehdit altına alır. Toplum katmanlarının en altlarında yaşayanlar, en üst katmanın huzurunu kaçırırlar. Her şeye rağmen ortak dil olan ve tek istedikleri sadece sevgidir. Bunu bilemeyen insanoğlu, aradaki mesafeyi artırır, böylece katmanlar arası çatışmayı da körüklemiş olur. Birbirlerini ötekileştirirler. Adeta şehrin unutulan bir yüzü olur, varoşta yaşayanlar.
Ankara’da bir mahalle var ki, yıllarca varoş yaşamın bütün ezikliğini içine sindire sindire kabul etmiş, daha doğrusu sosyolojik baskılarla kabul ettirilmiş. Üreten, fabrika da çalışan, gelir getiren işlerde çalışmak bile buraya reva görülmemiştir. Üretkenliğiyle, kazancıyla onurlu yaşamak çok görülmüştür. Ötekileştirilmenin en acımasız yanıyla yüzleşmek zorunda kalınmış. Bu varoş tabir ettiğimiz yer de yaşanan herkes, kadını, erkeği, genci nasibine düşeni yaşamıştır yıllarca. Umutlarının bir daha yeşermeyecek sandıkları bir anda, bu sıkıntıları yaşamış ama “Buna bir dur demek lazım, bu kötü kısır döngüyü kırmak lazım” diyen koca yürekli insanlar ortaya çıkmış. Bunlardan bir tanesi Erkan Kaptan’dır.
Erkan Kaptan; yukarıda saydığımız birçok olumsuzlukları en yakın çevresinde yaşamış, bizzat deneyimlemiştir. Acıların kaderleri olmaması gerektiğine inandığı için, “ Bizden geçti ama aynı yanlışı çocuklarımız yaşamasız” düşüncesiyle yola çıkıp, mahalle sakinlerini de arkasına alarak, güzel bir hareket başlatmıştır. Her maddenin bir kırılma noktası, her yaşanmışlıkların bir kırılma anı vardır. Doğru zaman doğru yerde yapıldığı zamanlama, doğru tespit edildiği zaman, verimi de dolayısı ile artmaktadır.
Mahalleli artık makûs talihlerini yenmenin, sosyal hayatın içinde üretkenlikleriyle var olabilmenin farkına varmış, bunun için çalışmalar başlatmıştır. Bu mahalle kültürle sanatla, spor başarılarıyla, kendi öz kültürlerinin eğlenceleriyle anılmak istemektedirler. Olumsuz söylemleri, kötü anılmayı bitirmenin arayışındalar.
Toplumun kötü diye niteledikleri neler varsa, bütün olumsuzluklara açık bir hayatları olan gençlerini, çocuklarını koruma altına almak istemektedirler. Okutmak, iş sahibi yapmak, medeni insan normunda bir hayatı sunmak istemekteler ki, bu en tabii haklarıdır. İnsan olarak müreffeh bir hayat, ülkemizle birlikte onlara da sunulmalıdır. Eşit şart, eşit hayat memleketimizde yaşayan her medeni insanın hakkıdır.
Bu güzel hareketi başlatan yer, Ankara Kale Mahallesi’dir. Burada hayat, bütün zorluklara rağmen sürmekte, insanlar hayata tutunmasını bilmektedirler. Onların istediği tek şey sevgiyle kucaklanmak, ötekileştirilmeyi böylece aşmak istemektedirler. Sevginin her şeyi yeneceğini düşünmektedirler ve gerçekte de sevgi bütün olumsuzlukları yenmelidir. Bu mahallede her şeye rağmen; Çocuklar okula bütün zorluklara gitmekte, gençleri; hayatın kademelerinde kendi öz yaşamlarının çizgisinden ayrılmadan, kendileri gibi yaşama savaşı vermektedirler.
Burada yaşayan insanların büyük çoğunluğu belli bir kültüre ait soy kütüğüne sahiptirler. Ama yoksulluğun bir kesime ait olmadığı gibi yoksulluk burada yaşayanların hepsinin ortak kaderi olmuştur. Her bölgenin insanı burada yaşamakta, yoksulluk ortak kader gibi hepsini ezmektedir. Büyük çoğunluğu Roman vatandaşlarımızdan oluşan bu mahalle halkı, kendi kültürlerini kaliteli ve gerçek anlamda yaşamak istemektedirler ve bunları en tabii haklarıdır.
Bu bağlam da; Erkan Kaptan ve mahalle sakinleri bir platform etrafında toplanıp, kültürlerini yaşamak, yaşatmak adına gençlerle el ele verip spor, sanat beceriler konusunda çalışma yapmakta, faaliyetler oluşturmaktadırlar.
Mesela; kültürlerinin müziğini yaşatmak adına, güzel bir Çigan ritim grubunu oluşturmuşlar, zaten yetenekli olan gençler ve çocuklar, büyüklerinin nezaretinde müziklerini icra etmektedirler.
Sanat konusunda yetenekli genç ve çocuklar tespit edilip, hem günümüz sanatı, ( Ebru, Yağlı boya, çini vs) hem kendi geleneksel sanatlarını öğrenme konusunda hevesli olup, çeşitli hocalar nezaretinde çalışma yapmaktadırlar.
Edebiyatlarını yaşatmak adına da yazım çalışmaları yine hocalar nezaretinde geliştirilmektedir. Kültürleri böylece sözlü olmaktan çıkıp, yazılı olarak geleceğe aktarılmış olacaktır. Yazılı kaynakları olacaktır.
Çeşitli spor dallarına yatkınlığı fark edilen genç ve çocuklar bu alanda gerekli eğitimi alması için çalışmalar başlatılmıştır. Futbol takımlarına alt yapıya gençleri vermek için çeşitli atılımlar yapılmaktadır.
Kısaca, bir mahalle adeta kendi küllerinden doğmaktadır. Üretken, onurlu bir yaşamın kapısı yine mahalle sakinlerinin önderliğinde açılmış, yine bu yürekli insanlar sayesinde gerçekleşecektir. İşleri kolay mı, elbette zordur. Zorluklarla dolu bir süreçten geçilecektir. Mani olmak için birileri devreye girecek, hevesler kırılacak, moraller bozulacaktır. Bunların hepsinin üstesinden geleceklerine benim kanaatim tamdır, çünkü tam bu mahalleli; dibe vurulduğu anın sıçrayışını gerçekleştireceklerdir.
Onların bu mücadelesine gönüllü olarak destek verenler olarak, her olumsuz ve kötü anlarında yanlarında olunduğu gibi o muazzam sıçrayış, o şahlanışlarının da yanlarında olacağız.
Hep birlikte Ankara Kale Mahallesinde, iyiye, güzele merhaba demek için birleşelim.
Takdirlerimiz bu mahallenin şahlanışına olsun.
Esen kalın efendim.
GÜNER DİNÇASLAN
 

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    EN ÇOK OKUNANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV