EN İYİLERİ İMAM, DİĞERLERİ PAPAZ OLUYORDU
12 Aralık 2018 Çarşamba

EN İYİLERİ İMAM, DİĞERLERİ PAPAZ OLUYORDU

10 Ekim 2018, 02:26
EN İYİLERİ İMAM, DİĞERLERİ PAPAZ OLUYORDU
Yrd. Doç. Dr. Savaş Eğilmez
 Terör örgütleri FETÖ ve PKK adına suç işlediği, casusluk yaptığı iddiasıyla tutuklu bulunan ancak geçtiğimiz gün sağlık sorunları dikkate alınarak cezaevinden çıkartılıp ev hapsine alınan ABD’li casus Andrew Brunson, ABD ile Türkiye arasında krize neden oldu.
 
Türkler casuslarla binlerce yıldır mücadele ediyor
Bu tür casuslar ve casusluk faaliyetleri Türk tarihinin en eski dönemlerinden itibaren takip edilebiliyor. Yani Rahip Brunson vakası bu coğrafa için ne ilk ne de son olacaktır. Brunson gibi casuslar Hunlar döneminde de vardı, Selçuklu çağında da faaliyet gösteriyorlardı.
Örneğin Çinli casus Chang Sun-Sheng’in 6.asrın sonu ve 7.asrın başlarında Türkler hakkında yıllar süren casusluk faaliyetleri sonucunda elde ettiği istihbaratlar neticesinde hazırlamış olduğu rapor, Çin’in Asya’daki Türk üstünlüğüne son vermesinde önemli bir rol oynamıştır. M.Ö.2.yy dan itibaren başlayan casusluk faaliyelerindeki başrolü Türk başkentindeki Çinli prensesler üstlenmiştir ki bu, Çin’in Türkler arasında sistemli ve etkili bir şekilde casusluk faaliyetlerinde bulunmuş olduğunun en önemli göstergesidir.
Hun, Göktürk ve Uygur devletlerinin zayıflaması ve hatta yıkılmasında rol oynayan Çinli casuslar gibi Türk yurdunda faaliyet gösteren Moğol, Kırgız ve İranlı casuslar da farklı dönemlerde etkili olmuşlardır
İslamiyeti kabul edip Anadolu’ya yerleşen Türkler batının en büyük hedefi haline geldi
Türkler İslamiyeti kabul ettikten kısa bir sure sonra bu dinin hem koruyucusu hem de yayıcısı rolünü üstlenmiş ve hemen ardından Hıristiyan dünyası için büyük önem arzeden Anadoluyu vatan edinmiştir. Bu durum da Türk Devleti’ni batının en önemli hedefi haline getirmiştir. Türkleri alt etmek adına her türlü hileye başvuran batı dünyası için casusluk faaliyeleri de vazgeçilmez bir argüman haline gelmiştir. Gerek papalık gerekse batılı devletler aracılığıyla yürütülen casusluk faaliyetlerinde genellikle din adamı kimliği kullanılmıştır. Batı adına faaliyet gösteren casuslar bazen Hıristiyan bir papaz bazen de Müslüman bir imam kılığına bürünüyorlardı.
Papalık eliyle yapılan casusluk çalışmalarında Papa, bir yandan Avrupa milletlerini Osmanlılara karşı birleşmeye çağırırken, diğer yandan da casusları aracılığı Türk topraklarındaki gayri müslim tebayı devlete karşı isyana teşvik etmiştir.
16.yüzyıldan sonra casusluk faaliyetleri arttı.
16. asrı takip eden yıllarda Osmanlı Devleti’ndeki yabancı devlet casuslarının etkisi ve sayısı artarak devam etmiştir. Bu süreçte batılı devletler, gerek Osmanlı tebaası vatandaşlardan elde ettikleri casuslar yoluyla, gerekse Osmanlı ülkesine gönderdikleri diplomat, yazar, arkeolog, Türkolog kılığındaki kişiler eliyle casusluk çalışmalarını geniş bir alana yaymışlardır.
Diğer taraftan, sarayda da muhtelif görevlerde çalışan birçok casus bulunmaktaydı. Öyle ki, padişahın nereye ve ne zaman sefer düzenleyeceği, Osmanlı ordusundan önce batılı diplomatlar haberdar oluyordu..
19.yüzyıl başlarındaki bağımsızlık hareketlerine paralel olarak casusluk faaliyetlerinde büyük artış gözlenmiştir. Öyle ki bu faaliyetlerin bir kısmının ortaya çıkmasından sonra II. Mahmud tercüme işlerinden Rumları uzaklaştırdığı gibi, devletin Avrupa ile ilişkilerini yürütecek bir Müslüman-Türk bürokrat sınıfın yetiştirilmesine gayret göstermiştir.
Casuslar Türk-İslam kültürünün özelliklerini biliyor ve öyle yaşıyorlardı
Casuslarının nasıl yetiştirildikleri ve çalıştıkları konusunda Kâzım Karabekir Paşa şu bilgileri vermektedir: “İki sene fiilen hizmet eden subaylardan isteyenler Doğu Dilleri Okulu’na alınır. İki üç sene kadar sizi okur, yani; Türk dili, Türk tarihi, Türk coğrafyası, İslâm dini, Türk karakter ve ahlâkı, Türk iktisadını tahsil ederek imtihan olurlar. İmtihanda başarılı olanlar İstanbul’a gelir iki sene kadar yine aynı konuları daha ayrıntılı olarak okumakla beraber büyük şahsiyetleri büyük hükümet makamlarını, karşıt fikirli gazeteleri, çeşitli fikir akımlarını, halkın iktisadi durumunu, orduyu sonuç itibarıyla her türlü varlığımızı görerek yerinde inceler. Yani okuduklarını gözüyle de görür.
İmtihanda başarılı olanlardan casusluğa kabiliyetli olanlar (her duruma uyar, her yere girebilir derecede, kurnaz, yüz olarak tanınmaz, ağzı sıkı, fedakâr kimseler) ajan olurlar. Ajanlar ülkemiz içerisinde muhtelif işlere, çeşitli milliyetler ve isimlerle dağılıp işe başlarlar.
Bunlardan en yetenekli olanları hidayete ermiş gibi İslam dinine girerek sızar, hatta evlenerek çoluk çocuk sahibi de olur. Süresi bitince isterse bu vazifeye devam eder, istemezse önemli bir para mükâfatı, oturacak ev veya arazi verilir. Serbestçe yaşantısını sürdürür. Özellikle muhtediler (din değiştirenler) çoluk çocuk sahibi olanlar hayatları müddetince bu vazifede kalırlar.”
Çanakkale Savaşı sırasında İtilaf devletlerinin casusları eliyle yürüttükleri propagandanın etkisini ve boyutunu görmek açısından Kâzım Karabekir Paşa’nın zikrettiği şu anekdot büyük önem arzetmektedir: “Çanakkale’ye asker çıkarmadan önce İngiliz ve Fransızlar Müslüman askerlere şöyle bir genelge yayınlamışlar:‘Halife’yi Almanların elinden kurtarmaya gidiyoruz. Almanlar Çanakkale Boğazı’nı tutmuşlar. Muharebede sakın Türk askerlerine ateş etmeyiniz onlar sizin din kardeşlerinizdir. Maksadımız o zavallıları da Almanların elinden kurtarmaktır. Türk askerlerinin başında kırmızı fes olduğunu biliyorsunuz. Almanların başında toprak rengi başlık vardır. Bunlara aman vermeyin öldürün. Sakın feslilere ateş etmeyin! Gayret ve kahramanlık gösterin de Halife ve Padişah efendimizi çabuk kurtaralım! Bu tamim Müslüman askerlerin ruhuna işlemişti. Esirler bizi hakî başlıkla görünce Alman sanmışlardı. İşte propaganda böyle kısa ve yakışık alır ve dinleyenlerce inanılır ve kolay kolay da silinmez bir tarzda yapılır. Türk Kara ordusu başlarında fesi çoktan çıkarmış ve toprak rengi başlık giymişti. Tabi sömürge halkı bunu bilmezdi. Onun gözüne daima Türk askerlerinin kırmızı renkli kıyafeti gösterilmişti. Kulakları hâlâ hep böyle dolduruluyordu. O zavallılar Alman sanarak Türkleri öldürürken üstelik bir de sevap işlediklerini sanarak seviniyorlarmış.
Yine Kâzm Karabekir Paşa’nın “İstiklâl Harbimiz” isimli eserinde zikrettiği şu ifadelerde tam olarak casusluk sistematiğine ışık tutar vaziyettedir;
Bugünlerde Ahmet Robenson adresine Bandırma cihetlerinden gelen şüpheli bir mektup ele geçti. Ahmet Robensen kimdir? Araştırma neticesinde ebeveyninin İngiliz olup Müslümanlığı kabul ettikleri ve oğulları Robenson’un da isminin önüne bir Ahmet takarak Türk vatandaşı gibi Harb-i Umumi’de yedek subay olarak orduya dahil olduğunu fakat Kars’ta kalarak gelmediği anlaşılmıştı. Yapılan tahkikatta Kars bölgesinde İngilizler hesabına casusluk etmekte olduğu öğrenildi. Ne ibret alınacak vakalar! İslam olup içimize karışanlar, yüzümüze gülerek menfaatler gösteren insanlar, ne uzun müddetlet, zavallı Türk milletine neler yapmışlar.
Geçen sene Erzurum’da yakaladığımız Müslüman olmuş ve ara ara imamlık yapan Rus casusunu temize çıkarmak için bir mahalle halkının karargâhıma geldiği zaman hallerine bakıp da hatıratıma şunu kaydetmiştim:
Ey Türk oğlu!Sen pek safsın, seni herkes aldattı!
Erdim diyen, döndüm diyen çemberinden atlattı!
İmam kılığındaki Hıristiyan casuslar, yıllarca camilerde Türk-İslam-Kültürünü tahrif ettiler
Osmanlı İmparatorluğu zamanında ve Cumhuriyetimizin ilk yıllarında köylerimizde görev yapan imamların aldıkları ücret devlet tarafından ödenmez, bulundukları köyün insanları tarafından karşılanırdı. Bu imamlar köyün ileri gelenleri ile alacakları ücret, yatacakları yer, yiyecek ve içecekleri konusunda anlaştıktan sonra göreve başlarlardı. Bu yüzden imamlık bilgisine sahip din adamları iş bulmak amacıyla köy köy dolaşırlar ve anlaştıkları köyde işe başlarlardı.
          Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu’nu içten yıkmak isteyen batı dünyası, sadece köyün ileri gelenleri tarafından seçilen köy imamlarındaki bu görevlendirme boşluğundan iyi yararlanmışlar ve Anadolu köylerine imamlıkla ilgisi olmayan ancak bu konuda yetiştirilmiş casuslarını göndererek uzun süre imamlık yaptırmışlardır. Köy halkının hiçbir şeyden habersiz aylarca arkasında namaz kıldığı sahte imamlar, Anadolu insanının maddi ve manevi gücünü, yediğini, içtiğini, devlete olan bağlılığını, savaşla ilgili düşüncelerini anında bağlı oldukları ülkeye rapor ederek Tür Devletini yıkmanın vey zayıf düşürmenin yollarını arıyorlardı. Savaş sonuna kadar görevlerine devam eden bu imamların casus olduğundan hiç kimse şüphe duymamıştır.
 
Atatürk Üniversitesi, Tarih Bölümü Öğretim Üyesi
Savaş Eğilmez
 

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV

    kayseri escort bursa bayan kayseri escort bayan istanbul escort sakarya escort eskişehir escort canlı bahis siteleri kaçak bahis siteleri canlı bahis siteleri online bahis siteleri chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip live stream pro7 sat 1 hacklink 
    replika saat paykasa hacklink c99 shell indir süperbahis deutsche Porno