Hayatımızdaki En Büyük Nimetler
17 Temmuz 2018 Salı

Hayatımızdaki En Büyük Nimetler

06 Mart 2018, 23:03
Hayatımızdaki En Büyük Nimetler
Mehtap EROL
Allah’ın (cc) bizlere bahşettiği en kıymetli ikram ve ihsanı elbette ki bizleri bir Müslüman anne ve babadan, İslam üzere Müslüman olarak yaratması ve bizleri iki cihan güneşi Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.v) ümmet kılmasıdır.
Bizler bu müstesna nimetin şükrünü ne kadar ifa edebiliyoruz? Zira Cenâb-ı Hak âyet-i kerîmede bizleri ikaz ediyor:
“Nihâyet o gün (dünyada iken nâil olduğunuz) nimetlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz.”(Tekâsür 8)
Allah (c.c), insanoğluna sayısız nimetler vermiştir. Bizden her birimiz Allah’ın nimetleri ve lütufları içerisinde bolluk ve refah dolu bir hayat sürmekteyiz. Zira O, birçok insanın mahrum kaldığı görme ve işitme nimetlerini bize bahşedendir. Aile, mal, sağlık ve akıl gibi nimetleri de bize veren O’dur. Güneşiyle, gökyüzüyle, yeryüzüyle ve bütün yarattıklarıyla kozmik alemi bizim hizmetimize sunan da O’dur. “O’nun nimetlerini saymaya kalksanız sayamazsınız.” (Nahl, 18)
Ancak bu nimet ve imkânlar, kısa ömrümüzün bitişiyle sona erecektir. Dünyada güven ve mutluluk veren, etki ve faydasını ahirette de sürdüren tek ve yegâne nimet ise, İslam’la hidayet bulma nimetidir. İşte bu nimet, Allah ’ın kullarına lütfedip   bahşettiği en büyük nimettir.
Evet, Yüce Allah’ın nimetleri çoktur. Bununla beraber O’nun bize lütufta bulunduğunu özellikle zikrettiği tek nimet İslam nimeti ve bir de kendisine ibadeti ve tevhidi bize öğretme nimetidir.
Ancak bu nimetin gönüllerde yerleşmesi ve sabit kalabilmesi için şükre ihtiyaç vardır. “Şükrederseniz artırırım”  (İbrahim, 7)
Dualarımda, namazlarımda Allah`ın bize verdiği bu en büyük nimet olan; iman etme ve inanmayı bize verdiği için Allah’a çokça şükrediyorum.

Mübarek 3 ayların yaklaşmasıyla yüreklerimizde farklı bir heyecan oluşmaya başladı. Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V) şöyle buyurmuştur: “Recep Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan ise ümetimin ayıdır.”
Cenâb-ı Hakk (c.c.) biz mü’minler için rahmeti, feyiz ve bereketi bol olan günler ve aylar halk etmiştir. Nasıl ki haftanın günleri arasında Cuma günü faziletli bir gün ise, “üç aylar” olarak bilinen Recep, Şaban ve Ramazan ayları da fazileti büyük, feyiz ve bereketi bol, mübarek aylardır. Zira Recep ayı girince; Peygamberimiz (s.a.v.): “Allahım! Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl! Bizi Ramazan’a ulaştır!” diye dua ederlerdi.
İnsanın şahsi ihtiyaçlarını karşılayabilmesi, hayatını idame ettirebilmesi için çalışıp geçimini sağlaması, ailesine ve topluma yararlı olabilmesi, kulluk görevlerini tam manasıyla yerine getirebilmesi bedenen ve ruhen sağlıklı olmasına bağlıdır. Bundan dolayıdır ki, bir insanın hem ruhen, hem de bedenen sağlıklı olması paha biçilmez bir hazine ve büyük bir nimettir.
 
Ama ne yazık ki, insanoğlu bu nimetin kıymetini yeteri kadar bilememektedir. Ta ki hastalanıp sağlığını ve sıhhatini kaybedinceye kadar. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “İki nimet vardır ki, insanların çoğu onların değerini takdir edemez: Sağlık ve boş vakit”
Sağlık deyince; beni çok etkileyen, mükemmel bir kıssadan hisseyi sizlerle paylaşmak istiyorum.

İsa aleyhisselam bir ağacın altında dua eden birini gördü. Dikkatlice baktığında adamın ayakları yürümeyen bir kötürüm olduğunu anladı. İki gözü de görmüyordu. Vücudunda ise baras hastalığı olduğu anlaşılıyordu. Ama adam bütün bunlara rağmen ellerini kaldırmış mutluluktan uçacakmış gibi dua ediyordu:
– Ey nice zenginlere vermediği nimeti bana ikram eden Rabbim! Sana ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun! Hazret-i İsa kötürüm adama yaklaştı:
– Ayağın yürümüyor, gözün görmüyor. Bedenin de sıhhatli görünmüyor? Buna rağmen çoğu zenginlere verilmeyen nimetlerin sana verildiğini düşünmekte, bunun için de büyük bir mutlulukla şükretmektesin. Hangi nimettir nice zenginlere verilmediği halde sana verilen?
Kapalı gözleriyle sesin geldiği yana yönelen kötürüm adam dedi ki:
– Efendi! Allah bana öyle bir kalp vermiş ki, o kalple Onu tanıyorum. Öyle de bir dil vermiş ki, o dille de ona şükrediyorum. Halbuki dünyanın serveti elinde olan nice zenginler var ki, kalbinde Onu tanıma sevinci, dilinde de Ona şükretme mutluluğu yoktur. Ama gel gör ki, ayakları topal, gözleri kör, bedeninde hastalıklar bulunan bu kötürüm adama Rabbim, bu sevgiyi ihsan eylemiş, bu nimetin farkına varma tefekkürünü nasip eylemiş. İşte bunu düşününce kendimi tutamıyor da:
– Nice zenginlere vermediği nimeti bana veren Rabbim! Sana ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun! Diye teşekkürden kendimi alamıyorum.
Kafa gözü kapalı da olsa kalp gözü açık olan bu adama yaklaşan İsa aleyhisselam:
– “Ver şu elini öyle ise!” diyerek elinden tutar, eğilerek görmeyen gözlerinden öper.
Peygamberin dudaklarının değdiği gözler anında açılır. Karşısındakinin İsa aleyhisselam olduğunu görünce heyecanlanan adam:
– “Sen şu ölüleri dirilten, hastalara şifalar bahşeden mucizelerin sahibi Peygamber değil misin?” der.
İsa Peygamber:
– “Belli olmuyor mu?” deyince:
– Gözlerimden belli oluyor da ayaklarımdan henüz belli değil, der.
Tebessüm eden Hz. İsa:
– Sen hele bir ayağa kalkmayı dene! Deyince, silkinen kötürüm adam dimdik ayağa kalkar.
Ayakları üzerine dikilebildiğini anlayınca söylediği ilk sözü şu olur:
– Ey Allah’ın Nebisi, sendeki bu mucizeler de O’ndan değil mi? Öyle ise izin ver de geç kalmayayım, O’na şükredeyim, diyerek hemen yere iner, başını secdeye koyar ve der ki:
– Rabbim! Seni tanıyan bir kalple, şükreden bir dil nimetinin şükrünü yapmaktan acizken, şimdi gören bir çift gözle, yürüyen iki de ayak da lütfettin. Artık bilemiyorum nasıl şükretmem gerekiyor bu eşsiz nimetler karşısında?
Bu sırada çevreden toplanan halk, gösterdiği bu mucizelerden dolayı İsa aleyhisselamın elini öpmek isterler. Ama Allah’ın Nebisi işaret eder:
– Benim değil secdedeki şu kötürüm adamın elini öpün!
Derler ki:
– Onu secdeye indiren nimetlere biz baştan beri sahibiz. Ama hiç birimiz onun duyduğu gibi bir mutluluk duymadık.
– Öyle ise, der, tefekkür edin, siz de düşünün.
Sözünü şöyle bağlar Allah’ın Nebi’si:
– Düşünen sahip olduğu nimetin farkına varır. Düşünmeyen ise kendisini mahrumiyette sanır!

Rabbim vermiş olduğun bunca nimetler için sana sonsuz şükürler olsun.
Sevgiyle kalın… 

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    EN ÇOK OKUNANLAR

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV