KANAMAYA DEVAM EDEN YARAMIZ DOĞU TÜRKİSTAN
11 Aralık 2018 Salı

KANAMAYA DEVAM EDEN YARAMIZ DOĞU TÜRKİSTAN

04 Aralık 2018, 21:34
KANAMAYA DEVAM EDEN YARAMIZ DOĞU TÜRKİSTAN
Mehtap EROL
 Benim gayem Hz. İbrahim’ in ateşine su taşıyan karınca misali, söndüremesek de ateşi, en azından safımızı belli edip bir duruş sergilememizdir Doğu Türkistan için.
Röportajımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz…

M.EROL:  Rabia KADİR Hanım yani Uygur Ana ile Paris’ deki görüşmeleriniz den bize biraz bilgi verebilir misiniz?
S.TÜMTÜRK:  Tabi ki de,  Rabia Hanım da bizim Paris’ deki toplantımıza geldiler ve bu toplantımızın ilk gününden son gününe kadar bizimle birlikte toplantımıza iştirak ettiler ve alınan kararların hepsinde vardı. Doğu Türkistan Meclisinin başdanışmanı ve onursal başkanıdır diyebiliriz. İstişare heyetinin de başındadır. 
Rabia Hanım ile 15 yıldır bir siyasi birlikteliğimiz, kaderdaşlığımız var. Bu yolda birlikte mücadele ettik, bundan sonraki siyasi hayatımızda da yine birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz. Rabia Hanım 70 yaşına gelmiş olmasına rağmen hala çok güçlü bir irade ile Doğu Türkistan’ın bağımsızlığına olan inancını korumakta ve bu uğurda mücadelesini sürdürmektedir. 
Umut ederiz ki Rabia Hanım, bundan sonra da bu davaya katkı sağlamaya devam edecektir.

                                                        

M.EROL: Bu süreçte Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici Bey hep yanınızdaydı. Diğer siyasi partilerimizin bu dava ile ilgili tutumları ne yönde?
S.TÜMTÜRK: Evet, rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’ndan günümüze Büyük Birlik Partisi, Doğu Türkistan davasında her zaman samimi destek vermiştir. Sayın Mustafa Destici Bey de bu çizgiyi devam ettiriyor.
Tabi, şöyle bir şey diyebilirim. Bugün Türkiye de AKP ve MHP Doğu Türkistan meselesinde bizim beklentilerimizi karşılamıyor maalesef.

Biz demiyoruz ki; Türkiye Çin ile savaş ilan etsin ya da ilişkileri koparsın veya ambargo uygulasın. Böyle bir beklentimiz yoktur ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin de bunu yapabilecek gücü de yoktur. Sadece istiyoruz ki; Çin soykırım derecesinde 35 milyon Müslüman Türk’ ü katlederken ve bunu Türkiye’nin, Türk İslam Dünyasının ve Dünya Devletlerinin gözlerinin içine bakarak bu vahşeti uygularken, devletimiz susmasın.
Bu durum bizi derinden yaralıyor. Türkiye Cumhuriyeti Devletimizden tek isteğimiz; Çin ile ikili ilişkilerde Doğu Türkistan’daki bu zulme karşı Çin’ i ikna edici, demokratik adım atmaya cesaretlendirici ve normalleşme sürecine katkı sağlayacak pozisyon belirlenmesini talep ediyoruz.

Biz Çin’ den, Pekin’ den, Shanghai’ den veya herhangi bir bölgeden toprak talep etmiyoruz.
Biz kendi binlerce yıllık ata yurdumuz olan Doğu Türkistan’ın Kaşkar, Urumçi ve Turfan toprakları talep ediyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanımız ve Bakanlarımız açıklamalarında ; “Terörün dini, milliyeti olmaz, terörün inancı, kültürü olmaz. Terörist teröristtir.” sözlerinden sonra Doğu Türkistan’daki katliamların boyutu şiddetle arttı. Çin buna rağmen kampların sayısını artırdı. Tutuklamalar, işkenceler, ölümler arttı. Seyahat özgürlüğüne yasak kondu. Telefon ve internet engellendi. İki yıldır Doğu Türkistan’daki anne, baba, eş dost, kardeşlerden hiçbir haber alamıyoruz.

                                                           
 
Çin’in, Doğu Türkistan’daki işkence kampları; Nazi kamplarından daha beter şartlardadır. Türkiye’den bazı siyasi yetkililerin açıklamaları çok manidar ve çok kırıcı/inciticidir. Hafızalarımızda, asla silinmeyecek bir iz bırakan, bizi üzen açıklamalar bunlardan birisi. Yine bir devlet büyüğümüzün: “terörün dini/milliyeti olmaz.” açıklaması ve başka bir devlet büyüğümüzün: “Çin’in toprak bütünlüğüne en fazla saygı gösteren ülke biziz” açıklaması; yine bir devlet büyüğümüzün: “Türkiye de, Çin’e karşı hiçbir faaliyete izin vermeyeceğiz!” açıklaması, yine aynı kişinin: “Türk medyasında Çin aleyhine hiçbir habere müsaade etmeyeceğiz!” açıklaması… Bunlar, Çin’in Doğu Türkistan’daki bu zulüm politikalarını ve hayâsızca cinayetlerini adeta Türk kamuoyundan gizlercesine, Türk medyasında uygulanan sansürle birlikte, biliyorsunuz iki yıldır Doğu Türkistan’la ilgili Türk medyasında yazılı ve görsel medyada hiçbir haber yok ve bu hiç unutulmayacak, affedilmeyecek bir yanlış. Yani buna ancak, en basit tabirle “yanlış” diyebiliyorum. Aslında bu, derinlemesine araştırılırsa bir “ihanet”, bu millete karşı yapılan bir ihanet. 

                                                           
     
Çin, Türkiye’yi susturduktan sonra, ikna ettikten sonra zaten Doğu Türkistan’daki bu vahşet ve soykırım, katliam, en üst düzeyde icra edilmeye başlandı. Aliye İzzet Begoviç’e aksedilen bir söz var: “Her şey bittiğinde, düşmanlarımızın ne yaptığı değil, dostlarımızın suskunluğu hafızalarımızda kalacaktır.” sözü, bizi derinden yaralayan bu olay. Bunun üstüne üstük, Türkiye’de Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin erkekleri bugün Birleşmiş Milletler raporuna göre 1 milyon ama bizim bildiğimiz, tahmini rakamlar 5 milyon kardeşimiz; kamplarda, cezaevlerinde işkence görürken, en ağır şartlarda soykırıma uğrarken; evlerine, mahremlerine Çinli göçmenler yerleştirilirken; Doğu Türkistanlı kızlarımız, namuslarımız, iffetlerimiz, Çinli erkeklerle zorla evlendirilip onların kölesi/cariyesi haline getirilirken; Maliye Bakanımızın “3,5 milyar dolar kredi aldım.” sözü de hiçbir şekilde hazmedemediğimiz bir siyasi yanlış. Namusun kredisi olmaz! Üstüne üstük güven duyduğumuz, lider ülke Türkiye umuduyla destek verdiğimiz siyasi iradelerin yapmış olduğu hatadır. Yani demek ki birçok yerde yanlış var.
Dünya da böyle bir zulüm hiçbir millete uygulanmamıştır. Almanya’daki Hitler in Nazi kampında Yahudilere yapmış olduğu zulüm ve soykırım, zaman zaman büyük törenlerle, konferanslarla, panellerle kınayan ve o günleri anarak Hitler’i eleştiren, soykırım yapmakla suçlayan Dünya ve Uluslararası güçler maalesef 1940 yılında yaşananları kınarken, 2018 yılında Doğu Türkistan’da yaşanan, 35 milyon Müslüman Türklere karşı yapılan katliamlara sessiz kalmakta. Burada çok ciddi bir çifte standart gözler önüne serilmektedir.
Biz şuna inanıyoruz ki; Türkiye içerde ve dışarda her türlü ihanetle, her türlü kumpas ve bölücü, Türkiye’ye zarar verici oyun ve entrikalarla karşı karşıya olabilir. Ama bunun gereği olarak Türkiye batılı ülkelerle olan ilişkilerinde Çin ve Rusya ile denge politikası, alternatif politika oluşturacağız diyerek; Doğu Türkistan’ı Çin’in insafına terk etmemelidir.
Bugün Türkiye’de İşçi Partisi, Vatan Partisi ve Doğu Perinçek maalesef Doğu Türkistan politikasını yanlış yönde belirliyor.
   
                                                         

Türkiye’nin Çin ile ilişkilerinde Doğu Perinçek’in; Doğu Türkistanlılar ile ilgili: “ Batının, Amerika’nın, CIA’in ajanı, uşağı… Çin’ i parçalamak için batı ile işbirliği yapıyorlar.” sözleri adeta hükümetimiz nezdinde de kabul görmüş gibi. Zaman zaman görüşmelerimizde hükümet yetkililerinden bu sözleri duymak bizde çok büyük bir rahatsızlık oluşturmakta ve bizi çok üzmektedir. Biz bunu asla kabul etmiyoruz.
Doğu Türkistanlılar Türk milletinin bir parçasıdır. Türkiye’nin birlik ve bütünlüğüne karşı gelecek olan güçlere asla ve asla hiçbir zaman müsaade etmeyiz.

                                                         

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin vatandaşları olarak biz ülkemizin birlik ve bütünlüğünden yanayız. Bunun altını net ifadelerle çizmek istiyorum.
Doğu Perinçek ve Türkiye’de ki birçok komünist, ateist ya da bölücü unsurlar, Çin’in menfaatine ama Doğu Türkistanlılar ve Türkiye’nin aleyhine politikalar üreterek bizi Batıcı ve Amerikancı gösteriyor. Buna aldanmamak gerekir. Bu konuda açık ve net söylüyorum; Rabia KADİR Hanımı örnek gösterip, kendisinin bugün Amerika’da bulunması ve bu söylemlerin, iftiraların, töhmetlerin sermayesi yapan Perinçek ve ekibine ve de bizleri eleştirenlere şunu net bir şekilde ifade ederim. Eğer Uygurlardan teröre bulaştırılmış, Çin istihbaratı tarafından ve radikal güçler tarafından aldatılmış insanlar varsa bunların ayıklanarak rehabilite edilmesi gerekir.
Üzülerek söylüyorum, Türkiye de bazı Doğu Türkistanlılara, bir kısım vatan hainlerinin operasyonları ile “Radikal İslami Terörist” adı verilmesi ve bütün Doğu Türkistanlıları kapsaması ve böyle gösterilme çabaları bizleri derinden yaralamaktadır.

Doğu Türkistan davası tertemiz, pırıl pırıl bir davadır. Kıbrıs meselesi gibi millidir ve Türkiye’nin namus meselesidir.
Türkiye Doğu Türkistan ile hem akraba, hem soydaş, hem de dindaştır. Bugün Filistin, Mısır, Suriye ve Irak politikasında da İslam kardeşliği olarak onlara sahip çıkıp, destek veriliyorsa, 4 milyon Suriyeliyi barındırıp; muhacire ensarlık yaptık deniyor ise, Türkiye’de bulunan 10-15 bin Doğu Türkistanlı için vatandaşlık, sağlık güvencesi ve çalışma izni talep ediyoruz devletimizden. Çünkü Doğu Türkistanlılar hem dindaşımız hem de soydaşımızdır. Yani Doğu Türkistanlılara karşı iki kere sorumluyuz. 

Biz inanıyoruz ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Çin ile ilişkilerini geliştirirken, Doğu Türkistan’daki zulüm ile ilgili tavrını sergilemelidir.

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV

    kayseri escort bursa bayan kayseri escort bayan istanbul escort sakarya escort eskişehir escort canlı bahis siteleri kaçak bahis siteleri canlı bahis siteleri online bahis siteleri chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip live stream pro7 sat 1 hacklink 
    replika saat paykasa hacklink c99 shell indir süperbahis deutsche Porno