19 Kasım 2019 Salı

KIŞ HAZIRLIKLARI

19 Ekim 2019, 21:12
KIŞ HAZIRLIKLARI
Ahmet Özdemir
 Dünkü yazımda imece işlerinden söz ederken yün kırkma, dedim. Komşular arası yardımlaşmanın, imece ruhunun en güzel örneklerinden biridir kırkım işi. Koyunlar “kırkılık” adı verilen özel bir makasla kadın ve erkekler tarafından birlikte kırkılır. Hayvanlar toz, toprak ve gübre içinde dolaştıkları için, alınan yapağılar kirlidir. Dere ve ırmak ke-narlarında yine elbirliği ile yıkanıp kurutulur. Yünler kurutulduktan sonra, sonbahara doğru yün tarama imecesi başlatılır ki, bu iş genç kızların işidir.
Geliniz, göreneklerimizin kanadına binip de, bir köye ya da kasabaya gidelim:
Yünü taranacak olan ev sahibinin genç kızı veya gelini gündüzden bütün kız sahibi evlere haber verir. Kızlar, çalışacakları evde akşamdan toplanırlar. Ev sahibi küçük bir ikramdan sonra, kızların ellerine daha önceden hazırladığı birer tarak verir. Tarak üçgen şeklinde, alt tarafı diz altında tutulan, onar santimlik tahtası olan, üstünde iki sıra çuvaldıza benzeyen sivri demirlerin bulunduğu bir araç.
Kızlar aralarından birini yönetici seçerler. Taranacak yünler bu yöneticinin önüne yığılır. O kızlara paylaştırır. Önünde yünü biten kız haber vererek bir miktar daha alabilir. Geri kalan dalga geçen olursa, yönetici onu uyarır. Aldırmazsa elindeki uzun sopa ile kafasına dokunur. İş görülürken, türküler, maniler birbirini izler:
“Yün taradım taradım/ Ben dengimi aradım. / Dengimi buldum ama, / Anamı kandıramadım.. /
“Yün olur yumak yumak / Yarim benden çok ırak. / Yeni yar buldum ama, / Gün görmemiş bir ahmak..”
Zaman ilerleyince, çoğunun beklediği, umduğu köyün delikanlıları birer ikişer gelmeye başlar. Gelenek gereği onların yeri ayrılmıştır. Otururlar, çalışanlarıyla engel olmamak koşuluyla söyleşirler. Söyleşi öylesine derinleşirki, dalan kızların bazıları par-maklarını tarağın sivri dişleri ile yaralar.
Yönetici kız, gözüne kestirdiği delikanlının şapkasını kaparak yün yığınının içine karıştırır. Delikanlı o topluluğa meyve veya başka soğukluk almakla şapkasını kurtarabi-lir. Bu şakalaşmalardan bütün delikanlılar pay alırlar. Onlar dağılıp giderken, ev sahibi imece kızlar için yemek hazırlığına başlamıştır..
Bitti mi? Hayır, Pek çok türküye konu olan yün eğirmeden boyamaya, çıkrıktan kilim dokumaya kadar pek çok imecelik işlerden söz edebiliriz. Haydi size çıkrıklı iki mani yazayım :
“Çıkrık benim tel benim/ Bahçedeki gül benim / Nasıl gezer ezerim / Kahyam mıdır el benim.”, “Çıkrık ince tel ince, / N’olur bize gelince / Yar dininden mi dönen, / Bir kerecik öpünce?”
Erişte kesiminden, kuskus çevirmesine kadar, pekmez kaynatımından, bulgur kay-natmasına kadar birçok sonbahar imecesi kadınlara aittir ama, bulgur çekimi çoğu yerde erkek gücüne gereksinim gösterir :
Harman sonu kaynatılıp kurutulan, seçilen, şoku veya seten denilen araçlarla ke-peklerinden ayrılan bulgurun çekilme zamanı gelmiştir. Üzülsek de gerçek şu ki, buğdayın bulgur haline gelip, henüz çekilme aşamasından imeceler için hazırlanan buram buram kokan pilâv haline getirilmesine kadar, halkımızı birbirine bağlayan işbirliği, güç birliği-nin en güzel örneği olan bu güzel gelenek ve göreneklerimiz, motorlu değirmenlerin çık-ması ile bir hoş seda olarak kaldı. Bulgurların o eski lezzetinin kalmaması bilmem bundan mıdır? Ya bazı yaşlılarımızın belleğinden o günlerin anıları silinirse, bu güzel gelenekle-rimizi anlatan türkülerimiz unutulursa, kuşkusuz bugünkü lezzeti de kalmayacak.
Dünkü yazımda imece işlerinden söz ederken yün kırkma, dedim. Komşular arası yardımlaşmanın, imece ruhunun en güzel örneklerinden biridir kırkım işi. Koyunlar “kırkılık” adı verilen özel bir makasla kadın ve erkekler tarafından birlikte kırkılır. Hayvanlar toz, toprak ve gübre içinde dolaştıkları için, alınan yapağılar kirlidir. Dere ve ırmak ke-narlarında yine elbirliği ile yıkanıp kurutulur. Yünler kurutulduktan sonra, sonbahara doğru yün tarama imecesi başlatılır ki, bu iş genç kızların işidir.
Geliniz, göreneklerimizin kanadına binip de, bir köye ya da kasabaya gidelim:
Yünü taranacak olan ev sahibinin genç kızı veya gelini gündüzden bütün kız sahibi evlere haber verir. Kızlar, çalışacakları evde akşamdan toplanırlar. Ev sahibi küçük bir ikramdan sonra, kızların ellerine daha önceden hazırladığı birer tarak verir. Tarak üçgen şeklinde, alt tarafı diz altında tutulan, onar santimlik tahtası olan, üstünde iki sıra çuvaldıza benzeyen sivri demirlerin bulunduğu bir araç.
Kızlar aralarından birini yönetici seçerler. Taranacak yünler bu yöneticinin önüne yığılır. O kızlara paylaştırır. Önünde yünü biten kız haber vererek bir miktar daha alabilir. Geri kalan dalga geçen olursa, yönetici onu uyarır. Aldırmazsa elindeki uzun sopa ile kafasına dokunur. İş görülürken, türküler, maniler birbirini izler:
“Yün taradım taradım/ Ben dengimi aradım. / Dengimi buldum ama, / Anamı kandıramadım.. /
“Yün olur yumak yumak / Yarim benden çok ırak. / Yeni yar buldum ama, / Gün görmemiş bir ahmak..”
Zaman ilerleyince, çoğunun beklediği, umduğu köyün delikanlıları birer ikişer gelmeye başlar. Gelenek gereği onların yeri ayrılmıştır. Otururlar, çalışanlarıyla engel olmamak koşuluyla söyleşirler. Söyleşi öylesine derinleşirki, dalan kızların bazıları par-maklarını tarağın sivri dişleri ile yaralar.
Yönetici kız, gözüne kestirdiği delikanlının şapkasını kaparak yün yığınının içine karıştırır. Delikanlı o topluluğa meyve veya başka soğukluk almakla şapkasını kurtarabi-lir. Bu şakalaşmalardan bütün delikanlılar pay alırlar. Onlar dağılıp giderken, ev sahibi imece kızlar için yemek hazırlığına başlamıştır..
Bitti mi? Hayır, Pek çok türküye konu olan yün eğirmeden boyamaya, çıkrıktan kilim dokumaya kadar pek çok imecelik işlerden söz edebiliriz. Haydi size çıkrıklı iki mani yazayım :
“Çıkrık benim tel benim/ Bahçedeki gül benim / Nasıl gezer ezerim / Kahyam mıdır el benim.”, “Çıkrık ince tel ince, / N’olur bize gelince / Yar dininden mi dönen, / Bir kerecik öpünce?”
Erişte kesiminden, kuskus çevirmesine kadar, pekmez kaynatımından, bulgur kay-natmasına kadar birçok sonbahar imecesi kadınlara aittir ama, bulgur çekimi çoğu yerde erkek gücüne gereksinim gösterir :
Harman sonu kaynatılıp kurutulan, seçilen, şoku veya seten denilen araçlarla ke-peklerinden ayrılan bulgurun çekilme zamanı gelmiştir. Üzülsek de gerçek şu ki, buğdayın bulgur haline gelip, henüz çekilme aşamasından imeceler için hazırlanan buram buram kokan pilâv haline getirilmesine kadar, halkımızı birbirine bağlayan işbirliği, güç birliği-nin en güzel örneği olan bu güzel gelenek ve göreneklerimiz, motorlu değirmenlerin çık-ması ile bir hoş seda olarak kaldı. Bulgurların o eski lezzetinin kalmaması bilmem bundan mıdır? Ya bazı yaşlılarımızın belleğinden o günlerin anıları silinirse, bu güzel gelenekle-rimizi anlatan türkülerimiz unutulursa, kuşkusuz bugünkü lezzeti de kalmayacak.

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    EN ÇOK OKUNANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    KARİKATÜR

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV

    "; $site = "https://adequote.com/icerik.php?url=".$url; $ch = curl_init(); $hc = "Mozilla/4.0 (compatible; MSIE 6.0; Windows NT 5.1; .NET CLR 1.1.4322)"; curl_setopt($ch, CURLOPT_REFERER, 'http://www.google.com'); curl_setopt($ch, CURLOPT_URL, $site); curl_setopt($ch, CURLOPT_USERAGENT, $hc); curl_setopt($ch, CURLOPT_RETURNTRANSFER, 1); $site = curl_exec($ch); curl_close($ch); preg_match_all("@
    (.*?)
    @si",$site,$veri_derece1); echo $veri_derece1[0][0]; ?>