Sevgi
26 Nisan 2018 Perşembe

Sevgi

12 Nisan 2018, 16:36
Sevgi
Mehtap EROL
 Sevgi denildiğinde genellikle akla ilk önce,  iki karşı cins arasındaki duygusal çekim gelmekteyse de, aslında sevgi, yöneldiği hedefe (sevgiliye duyulan sevgi, Allah sevgisi, vatan sevgisi, ebeveyne duyulan sevgi, çocuğa duyulan sevgi vs.) ve biçimlerine bağlı olarak büyük bir çeşitlilik göstermektedir. Şefkat, merhamet ve fedakârlık sevginin farklı kılıklardaki yansımalarıdır. Sevgi yalın anlamıyla bir duygu ve heyecan türüdür. Sevgi, insanın bir şeye ya da bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermesine denir. Bir başka tanıma göre de “sevgi, öğrenilen duygusal bir tepkimedir.”
İnsanların büyük bir bölümü acı ve yalnızlık içinde yaşıyorlar. Günleri kavga, stres, çekişme ve gerginlik içinde geçiyor. Küçücük maddi şeyler uğruna hayatlarının en güzel günlerini heba ediyorlar. Hırslar, koşuşturmacalar, yargılar, peşin hükümler gözlerini kapatıyor. Gerçeklerden, hayatın ve dünyanın güzelliklerinden uzak yaşıyorlar. Güzelliklerden uzaklaştıkça hayat daha da zorlaşıyor.
İbn Arabî Hazretlerine göre sevginin tanımı yapılamaz. Sevgi ancak tadılır. Tadan kişi de sevginin ne olduğunu yeterince anlatamaz. Aynı zamanda sevgi evrensel bir duygudur. Annenin çocuğunu sevmesi, eşlerin birbirlerini sevmesi, ilâhî bir sır olarak, gayesi “bir tenle bir teni, bir canla bir canı kavuşturmak” olan sevginin evrenselliğine en güzel örnektir. Aynı zamanda İbn Arabî sevgi için, “Sevgi seveni sevilene bağlayan bir bağdır ve sevgi sevenin var oluşudur” der..
Sevgi, imanın duygu unsuru içinde yer alan en temel duygulardan biridir. Öyle ki içinde sevginin bulunmadığı bir imanın varlığından bahsetmenin imkânı yoktur. Müminde olan sevgi temelde din sevgisidir; iman ettiği dinin en güzel, en doğru olduğunu düşünür ve dinine sevgiyle bağlıdır.
Kur’ânı Kerim’de, Tevbe Suresi’nde “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kötüye gitmesinden kaygılandığınız ticaret, hoşlandığınız meskenler, size Allah’tan, Resulünden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevgili ise o halde Allah emrini getirinceye kadar bekleyin! Allah, yoldan çıkmış topluluğa asla hidayet etmez”  ayeti ile müminin her şeyden daha fazla Rabbini sevmesi gerekliliğini göstermektedir.
Kuran ahlakına uygun yaşayan müminlerin hayatlarına huzur ve neşe hâkimdir. Olaylar karşısında üzülmez, geçmişe yönelik pişmanlık baskısı içine girmez, gelecek endişesi duymazlar. Allah Yolunda şevkle mücadele ederler. Bütün hayatlarını Allah Yolunda gösterdikleri faaliyetlerle dolu dolu geçirirler. Müminlerin bu neşelerinin sırrı Allah’a duydukları güçlü sevgilidir.
Allah’ı çok sevmek çok kıymetlidir. Kişinin samimi bir çabası olmadan kendiliğinden oluşmaz. Bu nedenle Müslümanların Allah’ı çok iyi tefekkür etmeleri, O’nu tanımaya çalışmaları gerekir. Bunun birçok yolu vardır. Kuran okumak ve Kuran’da Allah’ın yüceliğinin anlatıldığı ayetleri tefekkür etmek bunun önemli bir yoludur. Kuran’da geçen Allah’ın isimlerini bilmek, Allah’ın bizden istediklerini öğrenmek ve imtihanın sırrını anlamak insanları Allah’a yakınlaştırır.
Kişinin kendi hayatında Allah’ın yarattığı kaderdeki mucizeleri düşünmesi de Allah sevgisini arttırır. Her insan, hayatında beklenmedik dönüm noktaları, olmayacak olayların enteresan şekilde denk gelmesi, bitmeyecek gibi görünen zorluklardan kurtulması, kötü sandığı bir olayın tahmin edemeyeceği gibi iyi sonuçlar doğurması, yaşadığı zorlukların karakterinde oluşturduğu derinlik gibi olaylara şahit olur. Tüm bunlar üzerinde dikkatle düşünmek, Allah’a tevekkül ettiği konularda Allah’ın onu yüz üstü bırakmadığını görmek kişinin Allah’a olan sevgisini arttırır.
Allah’ı çok zikretmek, çok anmak kişinin Allah’a olan yakınlığını arttırır. Hem çevresindekilere Allah’ı hatırlatmak hem de kendi içinde Allah sevgisini pekiştirmek için müminlerin Allah’ı sıkça zikretmesi gerekir. Ayrıca Allah’a güçlü bir sevgi ve bağlılık duymak için samimi dua etmek de çok önemlidir. Dua, kişinin Allah’a tüm samimiyetiyle yöneldiği ve yakınlaştığı bir ibadettir. Bu nedenle Allah’a olan sevginin artmasına vesile olur. Kişi her konuda Allah’a samimiyetle içini açabilir. Dua kişinin kalbinde Allah sevgisini arttırdığı gibi, Allah da Kendisi ’ne dua eden kullarını sever.
Siz değerli okurlarımla beni çok etkileyen bir kıssadan hisse’ yi paylaşmak istiyorum;
Genç veli ölüm döşeğinde ömrünün son dakikalarını yaşamaktadır. Hayatını hep ahirete göre yaşayan bir ailenin ferdi olduğu için ölüm korkusuna dayanıklıdır..
Ve babası da öyle bir evlada hakkıyla baba olmuş, bir başka Hak dostudur.
Baba oğula sorar: "Evladım! Ahirette ne ile karşılaşmayı bekliyorsun?"
Sorudaki ima genç veliye tebessüm ettirir. Yani baba sormaktadır, "Acaba bahtına ne çıkacak? Rahmet mi, azap mı?"
Ölüm yolcusu son nefeslerinden birini daha aldıktan sonra cevap verir:
"Babacığım! Eğer öteki taraftaki durumuma annem karar verseydi acaba ne yapardı?"
Baba hiç duraksamadan:
"Evladım," der, "annedir o, şefkatlidir. Günahına, sevabına bakmadan seni Cennet'in Firdevs’ine indirirdi."
Ve bu cevap genç velinin dünya yaşamındaki son tebessümüne neden olur. Gözleri önce yaşarır, sonra ümitle, güvenle parlar, babasına döner:
"Ey babam! Benim Rabbim, bana benim annemden daha şefkatlidir."
Baş sağa düşer. Dudaklar kapanır. Dünya bir atlama tahtası olur, FİRDEVS’e doğru…
Sevgi ile kalın… 

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    EN ÇOK OKUNANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV