TÜRKÜ VE ŞARKI ÜZERİNE
17 Ağustos 2018 Cuma

TÜRKÜ VE ŞARKI ÜZERİNE

08 Şubat 2018, 00:19
TÜRKÜ VE ŞARKI ÜZERİNE
GÜNER DİNÇASLAN
Her halk ve milletin, yaşadıkları coğrafya ne kadar farklı olursa olsun, mutlaka şarkı ve türkü diye adlandırdıkları melodileri vardır. Bizim kültürümüzde olduğunu gibi batıda da bu ayrım net olarak yapılmaktadır. Diğer milletlerinde kendilerine haz bu tür müzikleri vardır. 
Bu melodilerden biri; ne zaman yapıldığı, nasıl çıktığı, çoğu zaman da kim tarafından yapıldığı bilinmez, kendi toplumun duygularının içinden süzülüp gelmiştir. Kısaca o halkın kültürünü yansıtır. Bu tür müziğe biz  “Türkü “ diyoruz, batı “ folk” müziği der.
 Türkünün veya folk müziğin sözlük anlamı şöyledir.  “Hece ölçüsüyle yazılmış ve halk ezgileriyle bestelenmiş koşuk.” Bizde, yani Türk’lerde türkü iki kategoride değerlendirilir. Kırık hava, uzun hava olarak söylenir. Türküler genellikle anonimdir. Anadolu ve Rumeli türkülerinde en çok Uşşak, Hüseyni, Karcığar, Muhayyer, Hicaz, Gerdaniye, Beyati, Eviç ve Çargah makamları görülür. Türkülerin büyük bir kısmının bestecileri ve şairleri meçhuldür. 
Türkünün tanımını yaptığımıza göre, başka bir müzik türü olan şarkıyı incelemek, sözlük anlamına bak lazım.  Batı dilinde bunun karşılığı “ Lied” olarak verilmiştir. Yani, Hece ölçüsüyle yazılmış ve halk ezgileriyle bestelenmiş manzume. Bizde karşılığı “ şarkı”dır. 
Şarkı ne demektir, literatürde nasıl bilinir, sözlük anlamı nedir diye araştıracak olursak, karşımıza şöyle bir tanım çıkmaktadır. “Tonlama değişiklikleriyle çeşitli duygular uyandıran uyumlu, ezgili insan sesleri dizisi.” 
 Bizde divan Edebiyatı'nda bestelenmek için, dörtlükler biçiminde ve uyaklı olarak yazılmış olan koşuk biçimidir. Türk müziğinde aşk üzerine söylenen, nakaratı ve aranağmesi olan parça olarak bilinir.  Dörtlük şekilde ve kısa şiirler tercih edilir ki, Hüseyni makamında bestelenen bu şarkı bunun için en iyi örnektir.
Geçti sevdalarla ömrüm ihtiyar oldum bugün,
Ak pak olmuş saçlarımla bi karar oldum bugün,
Bir muhabbet neşesiyle bi karar oldum bugün,
Ben huzurunda yer öptüm tacidar oldum bugün.
Bu iki melodinin, sözlük karşılıklarıyla tanımını yaptıktan sonra, birazda insan üzerinde ki etkilerine bakalım.  Bilindiği üzere müzik için ruhun gıdası terimi kullanılmaktadır. Elbette müzik dinlenirken değişik ruh hallerine girmek kaçınılmazdır.
Önce Şarkıyı ele alalım. Müzik ahenkli olsun, bestesine ve müziğine uysun diye özel olarak söz yazılan, müziği daha sanat anlayışına uydurmak mükemmel hale getirmek için uğraşılan bir müziktir türüdür. Sözler dörtlük şeklinde ve şiirin vezin ölçüsünde olması ve kısa olması tercih edilmektedir 
Peki, şarkı dinlerken nasıl bir ruh haline bürünürüz, neler hissederiz. Türkü dinlerken girdiğimiz ruh haliyle aynı mıdır? Ona bakmakta yarar var.  Neredeyse bütün müzik türlerini dinlerken, ruh dünyamız neşelenir, mutlu oluruz. Büyük hazlar yaşamamıza sebep olurlar. 
Şarkı dinlerken; içsel yolculuk dediğimiz iç dünyamızın derinliklerine adeta daldırır. Bilinmedik dünyalara yol aldığınızı kanat çırptığımızı hissederiz. Coşarız. Mutlu oluruz. Hiç yaşamadığımız duyguları bile yaşamışız gibi hissettirir, olağanüstü duygu yoğunluğu hissettirir. Bu haliyle adeta içimize müzikten bir neşter vurulur, yüreğimiz kanar. Derin bir denizin dibine çekildiğimizi sanırız, nefessiz soluksuz bırakılırız. Yalnızlığı, kederi çok yoğun yaşarız, melankolik duyguların esiri oluruz adeta.  
Peki, türkü dinlerken nasıl bir ruh haline bürünürüz. Elbette o da bizi ruh dünyamızın derinliklerine götürür, gezdirir. Daha önce yaşamadığımız duyguları sanki yaşamışız gibi duygu yoğunluğu yaşatır. Mutlu eder. Keyif verir. Tıpkı şarkının yaptığı gibi duygu dünyamıza neşter vurur içimizi kanatır. Garipliği, kimsesizliğin acısını yaşarız, aşkın acımasızlığında hüzünleniriz. 
Burada durup, her iki müzik türünün, ruhumuza yaptığına bakmakta yarar var. Şarkı derinlere daldırır, gezdirir, içimize adeta neşter vurur kanatır demiştik. Yaralanırız. Bence; şarkı, bizi o yaralı halimiz de orada koyar, derinlerde bizi tek başımıza bırakır, derdimize dert katarak şifa olmadan öylece terk eder. Bu tanım bazılarımızın içini acıtsa da tamı tamına böyle yapar şarkı. Şifa sunmaz, yaraları sarmaz, açık yarayla öylece bırakır bir başka şarkının kollarına. İflah olmaz bir halde şarkıdan şarkıya gezer dururuz böylece. 
Oysa türkü; aynı yerlerde dolaştırır, aynı duygu yoğunluğunu o da yaşatır. Dertlendirir, daha önce yaşamasak bile aşk acısı, gurbette hasret çektirir, yârimizi elimizden alır. Derinlere daldırır nefessiz, soluksuz bırakır. Yaramızı defalarca kanatır.
Sonra ne mi olur? Şarkının tam tersine, bizi indirdiği derinliklerde yapa yalnız koyup terk etmez, kendi indirdiği derinliklerden kendi şifalı elleriyle çıkarır, derdimizi sarar, merhem olur, eski halimizden daha sağlıklı olarak dünyamıza teslim eder. Yaraya şifa olur, kendi açtığına da, eski yaraya da ilaç olmasını bilir. Derin acıları gün yüzüne çıkarsa da, yalnız bırakmaz Bir Urfa türküsünde olduğu gibi hem hüzünlendirir, hem çare olur. Sakinleştirir. “Kınıfır bed renk olur, aşka düşen deng olur” türküsünde hem derdine ortak eder ama her şeyi saf, samimi bir şeklide söylediğiniz için rahatlarsınız. 
Yar uzakta gözüm görmez,
Aman uzatırım elim yetmez.
Hasretini çektiğime sözüm çok,
 Aman dilim dönmez.
Bu bağlamda; şarkı ve türkü insan ruhunun gıdası olmak için yarışırken, hem dünyada,  hem bizim kültürümüzde türkü veya folk müzik, direkt halkın malı olup, halkın kendi bilincidir ve üzerinde bir oynama olmadan söylenen türküler daha şifacıdır. 
Şarkı daha çok sanat içeriklidir ve üzerinde düşünülerek yapıldığı için daha fazla iç acıtan yanlarıyla doludur. Kanayan yarayı daha çok azdıran bir yanı vardır. Bu tabii benim görüşümdür. 
Şarkı yarayı sarmaz, türkü anaç ruhludur şifa etmeden bırakmaz.  Bir Kerkük hoyratıyla sözü bağlamak istedim. Bu türküde ki nezakat, asil ruh derinliği ve mana derinliği pek fazladır.  Esen kalın efendim.
Altın hızma mülayim, 
Seni Hak'tan dileyim, 
Yaz günü temmuzda, 
Sen terle ben sileyim. 
Gün gördüm, günler gördüm 
Seni gördüm şad'oldum. 
Altın hızma incidir, 
Gömleği nar incidir ,
Benim lal olmuş dilim, 
Ne dedim yar incinir.
GÜNER DİNÇASLAN

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV