UMUT ADINA BİR KADIN
18 Eylül 2018 Salı

UMUT ADINA BİR KADIN

27 Haziran 2018, 12:14
UMUT ADINA BİR KADIN
GÜNER DİNÇASLAN
 Hayalleri belki de ruhunda ki en derin yaraydı.. “Sakın ha!” lara dayanan, baskıcı bir ailede doğmuş, dar görüşlü toplum düzeninde yetişmişti. Çevre faktörü, kültürel yapı gibi birçok etken ona kendi varlığını değil, hep başkalarınınkini dayatıyordu. Genç kızlık çağına geldiğinde niçin okutulmadığını dahi sorgulayamamıştı. Ne söylenirse yapmış, önce annesi sonra da kaynanası, tabi, kendinden yaşça büyük kadınların gözüne girmek için didinip durmuştu. Fakat ne yaparsa yapsın yine de yaranamaz, en ufak bir olayda aile içinde günah keçisi ilan ediliverirdi. Evde ki diğer 2 kardeşi erkekti.  Toplumda olduğu gibi aile içinde de imtiyazlıydılar. Bu nedenle onlar ailenin gözbebeğiydi. Toz kondurulmazdı onlara. Başlarda nedenini anlayamamış ötelendiği için kırılmış, üzülmüş, gizlice ağlamıştı defalarca. Sonunda olanların idrakine vardığında artık çok geçti.
Onu bekleyen istemsiz bir geleceğe adım adım sürükleniyordu. 14 yaşında ergenliğe girdikten bir süre sonra sevmediği bir adamla imam nikâhı ile evlendirilmiş, sancılı geçen bir evlilik yaşamının sonucunda henüz hazır olmadığı anneliğe 16 yaşında ilk adımını atmıştı. 2 yıl sonra da diğerini kucağına almıştı. Her şeye rağmen çocuklarını çok seviyordu. Ne de olsa ondan bir parçaydı her ikisi de. İsimlerini Umut ve Hayal koymuştu. Büyüklerinin yaptığı hatayı o yapmayacak çocuklarını okutacak ve onların arzu ve isteklerine saygı gösterecekti. Böyle karar vermişti ilk çocuğu Umut’u doğurduğu gün. Ancak çevresinde ki herkes bir yana, aşamadığı kocaman bir duvar duruyordu önünde. Kocası, dar görüşlü, kendi ailesinin mutluluğundan çok annesinin ve akrabalarının ve sosyal çevresinin ağzına bakan, istediği olmayınca sinirlenip karısını öldüresiye döven bir adam! 
Bu duvarın kolay yıkılamayacağının farkındaydı. Üstelik yaşı sebebiyle durumuna karşı çıkma ve söz söyleme hakkı da yoktu. Yaşıtlarına bakıyor, bir kısmı her şeyi kabullenmenin verdiği mutlulukla hayatlarından memnundular. .Şen şakrak, çoğu zaman yedikleri dayakları ve baskıları dert etmeksizin günlerini geçiriyorlardı. Diğerlerinin ise yaşantısı onunkinden farklı değildi. Dayak, baskı zulüm ve daha birçok şey... Oysa onun hayalleri başkaydı. O mutluymuş gibi yaşamak istemiyordu. Gerçekten mutlu olmak istiyordu. Dayak yemeyi ise hiç istemiyordu. Her şeyden önce gururuna yediremiyordu. O evde ki kedisine bile kıyamazken adam sıfatıyla gezen kocası ona nasıl kıyıyordu. Mutsuzluğuyla adını bir türlü koyamadığı huzursuzluğun içinde sıradanlaşmış ev işlerini yapıyor, çocuklarına bakıyor diğer yandan da önünde ki engelleri aşabilmek adına dualar ediyordu. Bütün benliği uzaklarda bir yerlerdeydi! O nedenle Ruhunu sımsıkı saran bu mutsuzluk çemberinden çıkabilmek en büyük isteğiydi. Parasız pulsuz en önemlisi de okuma yazması yok iken nasıl başaracağını da bilmiyordu. Ama kararlıydı, korkmuyordu. Öğrenecek, yapacak ve başaracaktı. Allah büyüktü ve bir gün duaları kabul olacaktı, buna yürekten inanıyordu. O farklı biri olacaktı. Belki diğer kadınlarında umut ışığı olacak, bu yanlış düzeni elbirliğiyle yok edeceklerdi.
 Bir gün komşusundan dönerken yolda iki güzel kadına rastladı. Yaşadığı mekanda görmediği şekilde hoş giyimli ve farklıydılar. Hayallerinde olmak istediği gibiydiler. Sürekli sorular soruyor, fotoğraflar çekip etrafı geziyorlardı. Çekinerek ve merakla yaklaştı yanlarına.."hoş geldiniz " dedi. İki çift göz Ona doğru çevrildi. "Hoş bulduk " dediler ama o hayal meyal duydu seslerini, çünkü aklından neden burada oldukları geçiyordu.." Nasılsın? " diye sordu esmer olanı, kısık sesle " iyiyim " deyip başını eğdi, gözlerini kaçırdı ondan, .aslında " hiç iyi değilim, vücudum morluklar içinde acıdan ağrıdan uyuyamıyorum " diye haykırmayı ne çok isterdi. Yapamadı tabi sustu. .Ayaküstü biraz daha sohbet ettiler. Konuşması ve hitap şekli iki kadını çok etkilemiş, ilgilerini çekmişti. Sarışın olanı çocukların var mı diye sordu." Var ,2 tane. Bir kız bir oğlan. İsterseniz evime buyurun, gelin, onları da görün " dedi ..teklifini kabul ettiler.. Demleyip ikram ettiği çayı içerlerken durumundan, hayallerinden bahsetti onlara. Ve sordu ; " Abla bir ışığa ihtiyacım var, ben bu durumdan nasıl kurtulurum? Sizi Allah mı yolladı bana, ne olur bir akıl verin. Kendim ve çocuklarımın geleceği için bir şeyler yapmak istiyorum.." Her iki kadın da üzüntüyle başlarını öne eğip düşündüler. Onları oraya getiren tesadüflerin her ikisi de farkındaydı. Esmer olan başını kaldırıp öncelikle okuma yazma konusunu çözmen lazım daha sonrasına bakarız. Halk eğitim kurslarına gitmek ister misin kızım, sana bu konuda yardımcı olabilirim diye sordu. Genç kadın yüzünde aydınlık bir gülümsemeyle "Eşim ve ailesi istemez ama ölümüne direnirim abla gideceğim evet " dedi. Telefon numaraları verilip alındıktan sonra misafirlerini uğurladı ve hayaller içinde yarım kalan işlerine devam etti genç kadın. Ama bu sefer farklı olarak diline umut dolu, neşeli bir türkü dolamıştı. Zaman geldi geçti. 
Bu genç kadın tüm karşı çıkmalara ve engellemelere direndi ve okuma yazma
Kurslarını bitirdi Dışarıdan girdiği sınavlarla ortaokul, lise ve sonrasında üniversite eğitimini de tamamlayarak bugün önemli konumda büyük bir iş kadını oldu. Dayakçı kocasından yıllar önce boşandı ve kendini kariyerine ve çocuklarına adadı. Artık çok daha mutlu ve huzurlu bir hayat sürüyor.
 Azmin elinden hiçbir şeyin kurtulamayacağının en güzel örneğini paylaştım sizlerle. Biz kadınlar asla kaderimize razı olup hayatımızı başkalarının eline bırakmayalım. Doğduğumuz çevre ve aile bizim seçimimiz olmasa da, bu şartları düzeltecek gayret ve kudret her zaman elimizde. Muhtaç olduğumuz güç Tanrı tarafından ruhumuza üflenmiş durumda. Çünkü  anne olmayı başarmış kadınlar için imkansız sözcüğü kabul edilir gibi değil. Yeter ki kendimize dair hayallerimiz olsun ve onların peşinden umutla koşmayı öğrenelim..!
Azimli ve çalışkan kadınlara ithafen. Sevgiyle  
Efsun GÖNÜLLÜLER / Haziran 2018
Hayatın içine dokunmuş bu öyküde olduğu gibi birçok yaşam hikayeleri mevcut. Bunları örnek olması açısından gün yüzüne çıkarmalıyız, birbirine ekli olan bu hayatlar hem bir edebiyatçıya, hem kadın dayanışmalarına ön ayak olmalıdır. Efsun Gönüllüler’e edebiyat yolunda başarılar diliyor, hayatın içine dokunmaya devam etmesi dileğiyle…
Esen kalın.
GÜNER DİNÇASLAN

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV